İbn Haldun Üniversitesi

“Bugün Kudüs’te yaşananlar İslam dünyasının ilimden uzaklaşmasının bir sonucudur”

İbn Haldun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Aybakan, fıkıh ilminin mahiyeti, İslam toplumundaki yeri, mezheplerin teşekkülü ve İslami ilimlerdeki tarihsel geleneğin önemi başlıklarını içeren “Şer’i Deliller ve Fetva” başlıklı bir konferans verdi. Prof. Aybakan, İslam dünyasının en büyük handikabının, son iki yüzyıldır geleneğin hayatiyetini sürdürecek liyakatte ve dirayette otoriteler yetiştirememesi olduğunu belirterek, “Bugün Kudüs’te yaşananlar, İslam dünyasının başsız kalışının sonucudur.” dedi. 

Konferansta mezheplerin oluşumundan günümüze kadar İslam dünyasında toplumsal hayatın mezhepler üzerinden yönetildiğine dikkat çeken Prof. Aybakan, “Modernite öncesi son iki yüzyıldır İslam dünyası, Batı karşısında ciddi anlamda güç kaybına uğramış ve dengeler değişmiştir. Modern zamanlara kadar tam bin iki yüzyıl boyunca İslam coğrafyasını yöneten fıkıh, mezhep fıkhıdır. Hâlâ mezhep fıkhı bireyi ve toplumu yönetir.” ifadelerini kullandı.

“Tarihsel birikimi yok sayan anlayış, DEAŞ ve türevlerini doğuruyor”

Prof. Aybakan, İslam’ın tarihsel birikiminin yok sayılarak hareket edilmesinin büyük toplumsal problemlere yol açacağını belirterek, “Fıkhı by pass ederek, ‘Ben bundan sonra direkt olarak Kuran’a ve Sünnete gideceğim’ demek tarihsel birikimi yok saymak demektir ve ‘Amerika’yı yeniden keşfetmek’ olur. Diğerlerinin tüm emeklerini yok saymakla eş değer olur.  Son derece marazi bir durumdur.” dedi.

Prof. Aybakan, bu hatalı anlayışın faturasının İslam dünyası için çok ağır olduğuna vurgu yaparak, “Bu yaklaşım ‘neo selefizm’ denen anlayışı doğurur. Bugün özellikle DEAŞ gibi terör örgütleri, bazı devletler din konusunda mevcut tarihsel birikimi hesaba katmadan, belli bir disiplin ve metodolojiye sahip olmadan, kendilerince düşünce üretmeye kalkıştıklarından, ne yazık ki son derece radikal, insan doğasıyla, ilm-i siyasetle bağdaşmayacak son derece marazi diyebileceğimiz yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Bu da Müslümanlara rahmet yerine zahmet getiriyor. Müslümanların en büyük çıkmazı budur.” ifadelerini kullandı.

Prof. Aybakan, İslam dünyasının en büyük handikabının son iki yüzyıldır geleneğin hayatiyetini sürdürecek liyakatte ve dirayette otoriteler yetiştirememesi olduğunu söyledi. Bugün İslami ilimler alanında klasik dönem literatürüne dair bir eserle baş başa kalan bir kişinin o metinleri anlamda çok büyük zorluklar yaşadığına dikkat çeken Prof. Aybakan,  günümüz araştırmacılarının klasik dönem alimlerinin düşünce dünyalarına nüfuz etmede zorlandıklarını belirterek, “Bu irtifa kaybı, bu düzey kaybı, ne yazık ki bizim gelenekle sağlıklı bir iletişim kurmamıza imkan vermiyor. Bu da beraberinde günümüzde İslam toplumlarının tabir-i caizse, ilmi anlamda çobansız kalmasına yol açıyor. Kudüs’te yaşananları bizzat gördük. Müslümanların hal-i pür melalini gördük. Her alanda dökülüyoruz ve sürekli günü kurtarmaya çalışıyoruz. İşi sadece söylemle geçiştirmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.

“İslam dünyasında bireyden topluma uzanacak bir dönüşüm gerekli”

Prof. Bilal Aybakan, İslam dünyasının kurtuluş reçetesinin, bireyden topluma uzanan bir değişim ve dönüşümle gerçekleşeceğini ifade etti. Bir toplumun kendi kendini değiştirmedikçe, Allah’ın onları değiştirmeyeceğini hatırlatan Prof. Aybakan, “Resululah’ın gözetiminde 23 senede yaşanan o değişim-dönüşüm stratejisi, benzeri bir şekilde insanın inancından, ahlakından başlayarak bir süzülme ve pişme süreci gerçekleşmeden bizim bir netice almamız mümkün değil. Umutsuz olmamak gerekir. Resulullah (s.a.s.) diyor ki Durumdan şikayetçiysen, kendinden başla…’ Allah Resulü yola çıkarken yanında kimse var mıydı? Bir kişiyi küçümsememek gerekir. Bir kişi gerçekten sağlam ve sağlıklı bir şekilde ipin ucunu eline geçirirse arkası Allah’ın izniyle gelir.” ifadelerini kullandı.