İbn Haldun Üniversitesi

Ürdün’de Arapça Yaz Okulu

İbn Haldun Üniversitesi uluslararası işbirlikleri kapsamında Ürdün’de ileri düzeyde Arapça Yaz Okulunu faaliyete açtı.

Başkent Amman’da, Ürdün’ün önde gelen eğitim kurumlarından Qasid Enstitüsü işbirliğiyle düzenlenen yaz okulu programına, İbn Haldun Üniversitesi Dil Okulu Arapça Bölümünde hazırlık sınıfını başarıyla tamamlayan öğrenciler katılıyor.

Öğrenciler ileri düzeyde Arapça eğitimin yanı sıra, siyaset bilimi ve İslami Bilimler konularındaki seminerlere de katılma imkânı ediniyor.

Amman halkı ile de yakın ilişki içinde olan öğrenciler, yaz okulu kapsamında hem pratiklerini artırıyor hem de ülkenin kültürünü, tarihini ve siyasetini yakından takip ediyor.

İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk de, Amman’daki yaz okulunu ziyaret ederek, öğrencilere ders verdi. “Arapça kullanımı ve önemi” başlıklı dersin ardından Prof. Şentürk, öğrencilerle sohbet etti ve gelecek yıl yaz okulu programında yapılabilecek yenilikleri görüştü.

Yaz okulu kapsamında öğrenciler Yunus Emre Enstitüsü Merkezi’ni de ziyaret etti. Aralarında EDEP, İSAR ve İSM öğrencilerinin de bulunduğu katılımcılar, Prof. Şentürk’ten Arapça olarak “Fütüvvet” dersini aldılar.

Aynı etkinlikle Yunus Emre Enstitüsü Ürdün Merkez Müdürü Cengiz Eroğlu da, öğrencilere ülkenin tarihi, siyasi ve kültürel yapısına ilişkin bir sunum gerçekleştirdi.

 

İbn Haldun Üniversitesi Ürdün’de…

İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk ve beraberindeki heyet Ürdün’deki yerleşik akademik kurumlarla işbirliğini geliştirmek üzere bir dizi temas gerçekleştirdi.

Prof. Şentürk bu çerçevede Ürdün Milli Eğitim Bakanı Adel Tweissi ile makamında bir araya geldi. Görüşmede, İbn Haldun Üniversitesi’nin Ürdün’deki tanınmış akademik kurumlar listesinde yer alması konusu ele alındı. Bu çerçevede İbn Haldun Üniversitesi’nin Ürdün’deki üniversitelerle ile işbirliğinin yolu açılacak ve İbn Haldun Üniversitesi tarafından verilen sertifika ve diplomalar bu ülkede geçerlilik kazanacak.

Prof. Şentürk’ün İbn Haldun Üniversitesi’nin aralarında Arapçanın da bulunduğu üç dillilik politikasını anlatması üzerine Ürdün Milli Eğitim Bakanı Tweissi, “Ürdün’deki üniversiteler de oldukça gelişmiş durumda. İbn Haldun Üniversitesinin özellikle İslami Bilimler ile Arapça konusundaki faaliyetleri, Türk öğrencilerin bizim ülkemizdeki üniversitelerde eğitim almalarının da yolunu açabilir” diye konuştu.

Prof. Dr. Şentürk, Ürdün Milli Eğitim Bakanı Adel Tweissi’yi akademik seviyeyi gözlemlemesi ve olası işbirliklerinin görüşülmesi için Türkiye’ye de davet etti.

Üniversitelerle buluşma

Prof. Dr. Recep Şentürk, Ürdün Milli Eğitim Bakanı ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ülkenin önde gelen yüksek eğitim kurumlarını da ziyaret etti.

Prof. Şentürk Ürdün Üniversitesi, Yarmouk Üniversitesi, Uluslararası İslami Bilimler Üniversitesi, Haşimiye Üniversitesi, Petra Üniversitesi ve Ortadoğu Araştırma Merkezini ziyaret etti ve rektörler ile görüş alışverişinde bulundu.

Prof. Şentürk Uluslararası İslami Bilimler Üniversitesini ziyareti sırasında, iki üniversite arasında işbirliği protokolü de imzalandı.

Prof. Dr. Recep Şentürk’e Ürdün ziyareti sırasında İbn Haldun Üniversitesi Uluslararası Ofis Direktörü Enes Yalman ve Diller Okulu Arapça Bölümü Koordinatörü Mudar Faress eşlik etti.

 

 

İbn Haldun Üniversitesinden Kişisel Verilerin Korunması Konferansı

İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ve RSK Veri Güvenliği ve Danışmanlık ortaklığıyla, kişisel verilerin korunmasına ilişkin çıkarılan yasanın uygulanmasına ilişkin bir konferans düzenledi.

“Yeni Gelişmeler Işığında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uygulaması Konferansı”nın açılış konuşmasını yapan Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, kişisel verilerin korunmasının anayasal bir hak olduğunu vurgulayarak, “Mayıs 2018 itibarıyla İnceleme Dairesi Başkanlığına gelen başvuru sayısı 350 dolayında. Üstelik bu başvurular sıradan başvurular değil” diye konuştu.

Prof. Bilir, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının 2010 yılında bir insan hakkı olarak hüküm altına alındığını, daha sonra da Anayasanın gereği olarak 2016 yılında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun yürürlüğe girdiğini anlattı.

Yeni kanun farkındalık gerektiriyor

Kişisel verilerin korunmasının, “özgürlük” ve “güvenlik” boyutları olduğuna değinen Prof. Bilir, “Bir tarafta ilgili kişinin korunması, diğer tarafta kişisel verilerin korunması olarak karşımıza çıkıyor. Kişisel verilerin korunması bir anayasal hak ve temelinde insan onuru ve şahsiyetinin korunması var. Mayıs 2018 itibariyle İnceleme Dairesi Başkanlığına gelen başvuru sayısı 350 dolayında ki bu başvurular sıradan başvurular değil. Bu konuda bir farkındalık oluştuğunu düşünüyorum. Hukuk İşleri Daire Başkanlığına hem kamudan, hem de özel sektörden görüş talepleri gelmekte” diye konuştu.

Prof. Bilir çıkarılan kanunun amacına ve kapsamına ilişkin bilgi verirken, gerçek kişilerin verilerinin korunma altına alındığını, tüzel kişisin verisi aracılığıyla gerçek kişiye ulaşılabiliyorsa dahi söz konusu korumanın sürdüğünü vurguladı.

Söz konusu kanunun dünya genelinde tartışılan verinin korunması kavramını düzenlediğini belirten Prof. Bilir, “Türkiye olarak veri koruma kültürümüzü oluşturmamız gerekiyor.” dedi. Prof. Bilir, bu çerçevede gerçek ve tüzel kişilerin kanuna ilişkin ayrıntıları öğrenebileceği ve gerektiğinde ihbarda bulunabileceği ALO 198 Veri Koruma Hattı kurduklarını da söyledi.

Prof Çalışkan: Yasa uluslararası ve iç hukuk etkileşimini gerektiyor

İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Çalışkan da, teknoloji geliştikçe, insanların kişisel verilerinin farklı şekillerde işlendiğine dikkat çekerek, kişisel verilerin hukuku açıdan korunması konusunda ve cezai açıdan yaptırımların olduğunu söyledi.

Bu konuda uluslararası alanda hızlı gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Çalışkan, kanun Türkiye’de 2016 yılında yürürlüğe girmeden önce Anayasasın 20. maddesinde değişiklikle kişisel verilerin korunması hakkının, temel hak ve özgürlükler bağlamında güvence altına alındığını kaydetti.

Prof. Çalışkan, alt yapı hazırlıkları süren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun uluslararası hukuk ile iç hukukun etkileşiminin en önemli olduğu alanlardan biri olduğuna dikkat çekti.

İki oturum halinde gerçekleştirilen konferansta İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Bozkurt Gümrükçüoğlu da, “Kişisel Verilerin İşlenmesinde Çalışan Hakları” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Konferansı ikincisi, Kişisel Verileri Koruma Kanunu çerçevesinde hazırlanan kayıt sistemi VERBİS’in tanıtılmasına yönelik olarak gerçekleştirilecek.

Konferansa, Kişisel Verileri Koruma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Çalışkan, RSK Veri Güvenliği ve Danışmanlığı Başkanı Avukat Rıza Saka, İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahmut Koca, Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Çağlayan, İstanbul Bezmialem Vakıf Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Direktörlüğü Daire Başkanı İlhan Semerci, KVKK İnceleme Dairesi Başkanı Tuba Kendir Tunalı, KVKK İnceleme Dairesi Müşaviri Seçil Koyuncu, KVKK Veri Yönetimi Dairesi Başkanı Mustafa Erbilli ve sektörden çok sayıda dinleyici katıldı.

 

İbn Haldun Üniversitesi ABD Yaz Okulu Başladı

İbn Haldun Üniversitesi tarafından, Washington DC Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA DC) ve George Mason Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen yoğunlaştırılmış yaz programı ABD’nin başkenti Washington DC’de başladı. İki dönem halinde birer aylık süreyle planlanan programının ilkine, İbn Haldun Üniversitesi’nin 2017-12018 öğretim yılının hazırlık sınıfını başarıyla tamamlamış olanlardan 40 öğrenci katıldı.

Yaz Okulu, İbn Haldun Üniversitesinde İngilizce hazırlık eğitimi almış öğrencilere ağırlıklı olarak, dünya siyasetinin nabzının attığı bir kentte farklı düşünce kuruluşları ile üniversitelerde çalışan uzman ve akademisyenlerle buluşturarak geleceğe yönelik vizyoner bakış açısı kazandırmak.

Açık Medeniyet gazetesinin sorularını yanıtlayan İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk, programın bir “dil eğitimi” olmadığını, tam tersine bir “akademik eğitim” programı olduğunu söyledi. Öğrencilerin Amerikan siyasi sisteminin nasıl işlediğine ilişkin çok sayıda seminere katıldığını belirten Prof. Şentürk, “Öğrencilerimiz Beyaz Saray ve Kongre Binasının da aralarında olduğu çok sayıda devlet kurumunu gezdi. Böylece ABD devlet sisteminin nasıl işlediğini, Washington DC’de bulunan düşünce kuruluşlarının nasıl çalıştığını, ABD dış politikasının nasıl oluşturulduğunu,  özellikle Ortadoğu’ya yönelik olarak Türkiye, Suriye ve İran politikaları nasıl belirlendiğini uzmanlardan öğrenmiş oldular” dedi.

“Yaz Okulu gelecek yıl iki koldan ilerleyecek”

Prof. Şentürk bir hafta SETA DC, üç hafta da George Mason Üniversitesindeki yaz okuluna katılan öğrencilerin büyük bir tecrübe kazandıklarına vurgu yaparak şunları söyledi:

“Dünyanın önde gelen bir ülkesinde elde ettikleri siyasi sisteme ilişkin bilgiler onların ufuklarının açılmasına katkı sağlıyor. Öğrencilerimiz ayrıca ABD’de akademinin nasıl çalıştığını da birinci ağızdan öğreniyorlar. George Mason Üniversitesinde alanında önde gelen akademisyenlerden seminerler alan, okumalar yapan öğrencilerimiz, aynı zamanda üniversitenin tüm fakültelerini gözlemleme imkânı da buldu. Akademisyenlerle, öğrencilerle tanıştılar. Yaptıkları seminer ve okumaların sonunda her hafta, seçilen konuya ilişkin sunumlar gerçekleştirdiler.”

Prof. Şentürk İbn Haldun Üniversitesinin uluslararası işbirliklerini geliştirme stratejisi kapsamında gelecek yıl ABD’de düzenlenecek olan yaz okulunun iki ayrı koldan ilerleyeceğini de söyledi. Yaz okulunun “dil eğitimi” ve “akademik eğitim” olmak üzere daha geliştirilmiş bir program gerçekleştirileceğini aktaran Prof. Şentürk, lise öğrencilerine bir müjde de verdi. Prof. Şentürk, “Türkiye’de birçok kişi ABD’ye giderek dil eğitimi almak istiyor. Biz bunu organize edeceğiz ve İbn Haldun Üniversitesi kanalıyla ABD’de dil eğitimi almak, öğrencilere güven verecek. Çünkü İbn Haldun Üniversitesi bir marka ve İngilizce öğrenmek ya da İngilizcesini geliştirmek isteyen çok sayıda lise öğrencisi için bu program büyük fırsatlar sunacak” dedi.

“İbn Haldun öğrencisi olmayanlara da fırsat”

Prof. Şentürk, SETA Washington DC ve George Mason Üniversitesi ile ortak düzenlenen akademik yaz eğitimi programının gelecek yıl, İbn Haldun Üniversitesi öğrencisi olmayan kişilere de fırsatlar sunacağını anlattı.

Prof. Şentürk, “Bu program gelecek yıl, bizim üniversitemizde okumayan öğrencilere de açık olacak. Belirli bir ücret karşılığında öğrenciler, akademik yaz okulu eğitimine katılacak ve aynı deneyimleri eksiksiz yaşayacak. Böylece, George Mason Üniversitesi ile yaptığımız gibi diğer üniversitelerle de işbirliklerimizi geliştirmiş olacağız” ifadelerini kullandı.

Seminerler ve ziyaretler

İbn Haldun Üniversitesinin, SETA Wasington DC ve George Mason Üniversitesi ile ortak düzenlediği Yaz Okuluna katılan öğrenciler Beyaz Saray, Kongre Binası ve Smithsonian Müzesi tarihi mekanları da ziyaret etti.

Öğrenciler SETA DC’deki bir haftalık programda, Dr. Kadir Üstün, Dr. Kılıç Kanat, Center for a New American Security’den Jefry Mankoff, Livingston Group’tan Lydia Borland, Centre for Middle East Peace Institute’den Lara Fridmedman, The Heritage Foundation’dan Dr. Luke Coffey,  SAIS’ten Dr. Daniel Server, People Demand Change’den Bassam Barabandi, Wilson Center’dan Dr. Marina Ottoway, Atlantic Council’den Dr. Barbara Slavin, United State Institude of Peace’den Mona Yacoubian tarafından verilen seminerlere katıldı. Seminerlerde, ABD’deki düşünce kuruluşlarının rolü ve çalışma yöntemleri, ABD’nin Türkiye, İran ve Ortadoğu politikaları, Ortadoğu’nun sosyo-politik dinamikleri ile küresel çatışma alanları ve barış girişimleri konu edildi.

George Mason Üniversitesinde ise Dr. Hüseyin Yılmaz “Mapping the Middle East” ve “Ottoman Caliphate” ile Sumaiya Hamdani “The Pre-Modern Islamic Mediterranean” ve “Islamic Globalization in the Indian Ocean” başlıklı seminerler verdi.

 

ABD’li öğrenciler Gençlik Köprüleri Projesi’nde buluştu

TURKEN Vakfı, Ensar Vakfı, TÜRGEV ve İbn Haldun Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen “TURKEN Gençlik Köprüleri (TURKEN Youth Bridges)” projesi Yaz Eğitim Programı kapsamında Türkiye’de bulunan Müslüman ABD’li öğrencilerin ikinci grubu eğitimlerini tamamladı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde üniversite eğitimlerini sürdüren Müslüman ABD’li öğrenciler proje kapsamında Türkiye’de misafir edildi ve Türkiye’nin tanınmış simaları ve akademisyenleri ile bir araya geldi.
Türk kültürünün tanıtılması, kültürler arası etkileşimin artırılması, Türkiye’de bulunan eğitim fırsatlarından öğrencilerin haberdar edilmesi ve Müslüman gençler arasında iş birliği kültürünün geliştirilmesini amaçlayan projenin ilk gününde öğrenciler, Yenikapı Mevlevihanesi’nde gerçekleştirilen eğitim programına katıldı.

İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanvekili Necmeddin Bilal Erdoğan’ın katıldığı eğitim programının kapanışında, İbn Haldun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Aybakan, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Talha Köse, Tarih Bölümü Öğretim Üyelerinden Faruk Yaslıçimen ve Dr. Fatih Çalışır seminer verdi.

Programda, “Türkiye’nin İslam Dünyasındaki Yeri, Ana Hatlarıyla Osmanlı Tarihi, Türkiye’nin İslam Dünyasındaki Konumu ve Tarihsel Misyonu, İslam Dünyasında Dini Meseleler, Türkiye’de Kültür Politikaları, Modern Dünyada Müslümanlara Karşı Yeni Dinsel Meydan Okumalar, Güncel Dini Meseleler Karşısında Müslümanlar ve Batıda İslam Karşıtlığı” konuları ele alındı.

Öğrenciler programda gerçekleşen seminerlerin yanı sıra 10’ar kişilik gruplar halinde yaptıkları sunumlarla, Amerika ve Kanada’da Müslümanların karşılaştıkları problemlerle ilgili çözüm önerileri geliştirdiler.
Programın üçüncü gününden itibaren İstanbul gezisine başlayan Turken Gençlik Köprüleri Proje Grubu, Temmuz ayı boyunca Türkiye’nin tarihi ve kültürel dokusunu da yakından tanıma fırsatı buldu. Bu çerçevede öğrenciler İstanbul gezilerini ve ziyaretlerini tamamladıktan sonra Ankara, Nevşehir ve Konya’da kurum ziyaretleri, kültürel etkinlikler ve geziler gerçekleştirdiler.

İkişer günlük yoğun eğitim ve etkinlik programını içeren proje, Temmuz ayı içinde üç kez düzenlenecek ve üç ayrı gruptan oluşan yaklaşık 300 ABD’li Müslüman öğrenci eğitimlere katılacak.

İHÜ öğrencilerinin 2 projesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenecek

İbn Haldun Üniversitesi Gönüllü Öğrenciler ile Perspektif Fotoğrafçılık Topluluğu öğrencilerinin yürüttüğü “Gülümse Çekiyorum” ve “Yaşam Ağacı” adlı 2 proje, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Gençlik Projeleri Destek Programı 2018-1 Özel Çağrı’sı kapsamında kabul edildi ve desteklenmeye hak kazandı.

Engelli bireylerle beraber fotoğrafçılık eğitimi alıp bu bireylerin fotoğraf çekemez algısını kırmak, temel fotoğrafçılık ile ilgili bilgi ve becerileri öğretmek, fotoğraf çekerek onların toplumun ayrılmaz bütünü olduklarını göstermek ve özgüvenlerini onarmalarına katkı sağlamak amacı ile oluşturulan “Gülümse Çekiyorum” adlı proje, İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencilerinden Buse Şengül’ün öncülüğünde 5 kişilik ekip tarafından yürütülüyor.

Özellikle tekerlekli sandalye üzerinde yaşamını idame ettiren gençlerin sadece ellerini kullanarak da fotoğraf çekebileceğini ispatlamayı amaçlayan proje ile bireylerin rehabilite edilmesi hedefleniyor.

Gençlik Bakanlığının desteği kapsamında fotoğraf makinesi ve gerekli diğer ekipmanların temin edileceği projede bireyler, alanında profesyonel bir hocadan toplamda 30 saat fotoğrafçılık eğitimi alacak, teorik eğitimin pratiğini uygulamak üzere İstanbul gezilerine katılacak.
3 ay sürecek proje sonunda gezilere katılan bireylerin çektiği fotoğraflardan oluşan bir sergi düzenlenecek.

İbn Haldun Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü öğrencilerinden Yunus Yeşil’in koordinatörlüğünü üstlendiği “Yaşam Ağacı” projesi ise, İHU öğrencileri başta olmak üzere toplam 30 gencin psikodrama eğitimi alıp, hastanelerde kalan çocuk ve gençlerin ruh hallerini drama vasıtasıyla ortaya koyarak yaşadıkları sorunların üstesinden daha kolay gelebilmelerini sağlamayı hedefliyor.

Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan Yeşil, “Yaşam Ağacı projesi, hastanelerde kalmak zorunda olan çocuk ve gençler ile nasıl bir bağ kurabiliriz, onlara nasıl ulaşabiliriz ve nasıl bir mutlu edebiliriz diye düşünürken oluşturduğumuz bir proje. Bu sebeple üniversitemizde hocalarımızla yaptığımız diyaloglardan sonra psikodrama eğitimi almaya karar verdik. Proje ile hastanenin soğuk ortamı bir nebze daha eğlenceli ve yaşanılabilir hale gelecek.” şeklinde konuştu.

Hayata geçirilecek projeler ile bir sosyal bilimler üniversitesi olan İbn Haldun Üniversitesi’nin özellikle Psikoloji, PDR, Sosyoloji ve diğer bölümlerindeki öğrencilere okulda öğrendikleri bilgileri kullanacakları bir ortam da oluşturuluyor.

Yeni Gelişmeler Işığında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uygulamaları Konferansı

İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Kişisel Verileri Korunma Kurulu ortaklığıyla düzenlenen “Yeni Gelişmeler Işığında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uygulamaları” başlıklı konferans 18.07.2018 Çarşamba günü The Marmara Taksim Otel’de gerçekleştirilecektir. KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ve KVKK Daire Başkanlarının yanı sıra alanında uzman akademisyenlerin de katılacağı konferansın ilk oturumunda “6698 Sayılı Kanunun Yürürlüğe Girdiği Tarihten Bu Yana KVK Alanındaki Gelişmeler ve Kamusal Görünüm” ikinci oturumunda ise “Tazminat ve Ceza Hukuku Bağlamında Kişisel Verilerin Korunması ve Veri Güvenliği” konuları ele alınacaktır. 

Tarih : 18 Temmuz 2018
Saat : 10:00
Yer : The Marmara Taksim Otel

 

KAYIT İÇİN TIKLAYIN

Hukuk Fakültemizin düzenleyicileri arasında yer aldığı, “Uluslararası Darbeyle Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu

16 Temmuz 2018 tarihinde 09:00-18:00 saatleri arasında İstanbul Üniversitesi Cemal Birsel Salonu’nda gerçekleştirilecektir. Sempozyuma katılım için kayıt yapılması gerekmektedir. Sempozyum afişi ektedir.
Bilgi ve kayıt için tıklayınız

 

Detaylı Bilgi için

http://law.ihu.edu.tr/2-uluslararasi-darbe-ile-mucadele-ve-15-temmuz-sempozyumu/

 

İbn Haldun Üniversitesinde 15 Temmuz Paneli düzenlendi

İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir Kampüsü Mukaddime Salonu’nda “15 Temmuz: Ne Oldu? Ne İçin Oldu?” başlıklı bir panel düzenlendi.

Panelin moderatörlüğünü yapan İbn Haldun Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Halil Berktay, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimini değerlendirirken “Örgütsel planda umudu üst komuta kademesinin katılmasına vesaire bağlı olduğu gibi radyodan okuttuğu bildiride de kendisini neredeyse Atatürkçü gibi sunuyor. Kendi iç ideolojisinin yerine başka bir dış ideoloji, ikame ediyor.” dedi.

Berktay, 27 Mayıs darbesinin hiyerarşik değil, özel ve gizli bir cuntanın darbesi olduğunu, başkalarının kendilerine katılması hesabı içinde olmadığını belirterek, “Doğrudan doğruya kendilerinin gidip bütün sinir merkezlerini ele geçirebileceklerini ve bütün silahlı kuvvetlere hakim olabileceklerini düşünüyorlardı.” diye konuştu.

Halil Berktay, 15 Temmuz darbecilerinin ise öz güçlerinin yeterli olmadığını ve bunun da son derece farkında olduklarını anlatarak, şunları kaydetti:

“Hesaplarını Genelkurmay’ın, kuvvet komutanlarının, üst komuta kademesinin kendilerine katılması üzerine kurmuşlardı. Çok yüksek bir iç bağlılığı var fakat bir kitle örgütü değil. Dolayısıyla dış ideolojisi yok. Yani kitlelerin, halkın önüne ve mesela 15 Temmuz gecesi darbe yapmaya kalktığında biz aslında şuyuz diye çıkmıyor memleketin önüne. Tam tersine örgütsel planda umudu üst komuta kademesinin katılmasına vesaire bağlı olduğu gibi radyodan okuttuğu bildiride de kendisini neredeyse Atatürkçü gibi sunuyor. Kendi iç ideolojisinin yerine başka bir dış ideoloji, ikame ediyor. Böyle bir gözlem eklenebilir.”

Türkiye’deki ve 20. yüzyıl tarihindeki darbeleri düşündüğünde, bunun kendi örgütlenme tarzı bakımından çok tuhaf ve benzersiz bir darbe girişimi olduğunu dile getiren Berktay, darbe girişiminin, net, hiyerarşik, mutlak bir emir-komuta zinciri, net bir merkezi olmadığını aktardı.

“Tarihte ilk kez darbeye ciddi şekilde tepki gösterildi”

İbn Haldun Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üzeyir Ok, halkın arasına giren örgüt mensuplarının amaçlarının farklı olduğunu bugün anladıklarını söyledi.

Güç ve iktidar elde etmek isteyenlerin kapalı kapılar arkasında, ayrı dünyalarla oluşturulan bir sistemle bir şekilde askeriyeye de sızdığını anlatan Ok, “Bunun belli bir saatte yapılması, Allah korudu önceden alınan haberlerle birlikte başarısız olma riskini yükseltti. Bunun arkasında ülkede bir lider vardı ve bu lider gerçekten halkı arkasına almıştı. Bu lider dürüstlüğü ve adaletiyle inandırıcı olduğu için insanlar kimin yanında yer alabileceklerinin çok farkındalardı. Böylece tarihte ilk kez darbeye ciddi bir şekilde tepki gösterildi.” ifadelerini kullandı.

“Kaosun devam etmesi de kendileri açısından kabul edilebilir bir durumdu”

İbn Haldun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Talha Köse, vesayet odaklarının her türlü imkanı denediğini ve en sonunda darbeyi yapmak zorunda kaldığını ifade ederek, “Türkiye’nin yaşadığı süreci analiz edersek bu vesayet odaklarıyla mücadelede ne gibi adımlar atıldığına bakılırsa aslında 15 Temmuz’un bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını görüyoruz.” dedi.

FETÖ’nün asıl derdinin tamamen ele geçirmekten ziyade bir kaos oluşturmak olduğunu kaydeden Köse, şöyle konuştu:
“O kaos esnasında Türkiye’yi bir türbülansa sokmaktı. Yani sonuçta illaki vesayeti kendileri yönetecekler gibi bir durum yok. Kendilerine daha yakın bir yönetim yapısının oluşması da veya kaosun devam etmesi de kendileri açısından kabul edilebilir bir durumdu.”

“Bu birikim modernitenin sonucudur”

İbn Haldun Üniversitesi Medya ve İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Hakkı Öcal, 15 Temmuz Şehidi Prof. Dr. İlhan Varank’ın darbe girişimi gecesi her şeyi bir tarafa bırakarak sokağa çıkıp şehit olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Bunu hiçbir teoriyle açıklayamazsınız. Evinde oturabilirdi pekala, ‘Bu darbeyi halk önleyebilir.’ derdi. Nasıl olsa insanlar sokağa çıkmışlar, Cumhurbaşkanı çağrıda bulunmuş, televizyonlar gösteriyor. Darbe önlenebilir halde, ‘O zaman ben rahatımı gözetebilirim.’ diyebilirdi, öyle demedi. Tamamen kendi menfaatini bir kenara atarak, hayatını ön plana koyarak gitti ve müdahale etti. Bu birikim modernitenin sonucudur. WhatsApp’ta örgütlendiler, Twitter’la konuştular, sokağa çıktılar. Twitter’da verdikleri mesaj, ‘Burası Çanakkale’ diyor İlhan Hoca, başka bir şey söylemiyor. Galeyana getirdiği duygu, bizim 100 yıl evvelki duygumuz.”

İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Nursem Keskin Aksay, 15 Temmuz darbe girişimindeki direnişi çok önemli bulduğunu kaydetti.

 

 

​15 Temmuz Gazisi Mustafa Uygun darbe tanıklıklığını İbn Haldun’da anlattı

İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir Kampüsü Mukaddime Salonu’nda “15 Temmuz: Ne Oldu? Ne İçin Oldu?” başlıklı program icra edildi.

İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Aras’ın moderatörlüğünü yaptığı söyleşide, 15 Temmuz Gazisi Mustafa Uygun darbe girişiminde yaşadıklarını anlattı.

Beykoz’a gitmek için Üsküdar’a, oradan da Çengelköy’e geçtiğini dile getiren Uygun, Çengelköy Polis Karakolu’nun bulunduğu ana caddeye yürüdüğünü, burada silah seslerinin duyulduğunu ve halkın sokağa indiğini ifade etti.

Bir gence neler olduğunu soran Uygun, gencin “Ağabey darbe oldu, halk sokağa indi.” dediğini, o anda şoka uğradığını aktardı. Uygun, Çengelköy’de halkla beraber aynı fikir doğrultusunda darbeye karşı koymak için hareket ettiklerini vurguladı.

Darbe girişimi gecesinde bel hizasından tüfekle vurulduğunu dile getiren Uygun, bilincinin açık olduğunu, o an kelime-i şehadet getirdiğini, ölüm meleğini beklediğini ifade etti.

“Sana bu coğrafyada bir daha ameliyat yaptırmayız”

Uygun, daha sonra Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirildiğini belirterek, şöyle devam etti:

“En son bir sağlık memurunun beni tokatladığını hatırlıyorum, Mustafa bizimle kal diye. O an bayılmışım. Sonra yoğun bakımda gözümü açtım, açılar içinde, bağırarak, kıvranarak ama vurulma anında hiçbir acı hissetmedim. 17 yaşında iki şey için çok dua ettim. Biri şehit olmak içindi. Her darbenin arkasında mutlaka Batılıların, emperyalistlerin ve Amerikalıların olduğunu, en son 1980 darbesinde ‘Bizim çocuklar darbeyi yaptı’ demeleri… Onun bilincindeyiz. Batısı, Amerikası, Emperyalisti, Natosu 40 yıl Türkiye’nin başına örümcek ağı örmeye çalıştı ama Allahu Teala 4 saatte hepsini bozguna uğrattı. Ey Batı, 40 yıl başımıza çorap ördün ama bak bunu 4 saatte hallettik. Sana bu coğrafyada bir daha ameliyat yaptırmayız. Bu da sana dert olsun. Kesinlikle bir daha yok. Bundan sonra bu halk bilinçlendi, sana burada daha operasyon yaptırmayız.”