İbn Haldun Üniversitesi

Çocuk dünyasına açılan kapı: Projektif Teknikler

İbn Haldun Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (İHSEM) ve Palet Okulları iş birliği ile düzenlenen “Montessori Uygulayıcı Eğitimi” kapsamında gerçekleştirilen seminerde çocuk gelişimi masaya yatırıldı.

Seminerde konuşan İbn Haldun Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sefa Bulut, çocuk psikolojisini anlamada kullanılan projektif (yansıtma) tekniklerin büyük önem taşıdığını söyledi.Projektif teknikleri, bireyin içsel dünyasını, duygu ve düşüncelerini, davranış kalıplarını derinlemesine, bütüncül ve  yine bireyin bakış açısından anlama şeklinde tanımlayan Prof. Bulut, “Bu testler bireylerin bilinç dışı yada bilinç altı çatışmalarını, farkında olmadığı güdüleri, tutumları, savunmaları ve kişilik dinamikleri hakkında bilgi veren sistemli bir yaklaşımdır. Çocuk algı testleri ve psikanalitik hikâye testleriyle çocukların iç dünyalarındaki düşüncelere,  güdülere, yaşadıkları olumlu ya da olumsuz deneyimlere ulaşılabilir” dedi.

Projektif testlerin, bireyin iç dünyasındaki olguları daha iyi ifade etmesine olanak sağladığını belirten Prof. Bulut, “Projektif test kişiye istediği gibi cevap verebileceği muğlak bir uyaran sunar. Uyaran belirsiz olduğundan ve belli bir cevabı gerektirmediğinden, birey düşüncesini o uyarana yansıtır. Projektif testler aracılığı ile bireyin imgelemi harekete geçer, kişi hayali kahramanlarla kendini özdeşleştirir ve kendi hakkında bir şeyler söyler.” şeklinde konuştu.

Prof. Bulut, “Birey bu testlere verdiği cevapların anlam ve önemini bilmez, dolaylı bir yöntemdir. Kişiye cevap özgürlüğü vermektedir. Envanterlerde olduğu gibi “Evet”, “Hayır” şeklinde bir yapılandırma ve sıralama yoktur. Kişiliği bütün olarak değerlendirmeye yöneliktir. En yaygın olarak kullanılan projektif testler; Beier ve Rotter Cümle Tamamlama Testleri, Tematik Algı Testi (TAT), Çocuk Algı Testi (CAT) ve Rorschach Mürekkep Lekesi Testi’dir.” ifadelerinde bulundu.

Loisa Duss tarafından geliştirilen psikanalitik hikayeler testini anlatan Bulut, şöyle devam etti:

“Bir takım yarım kalmış ve tamamlanmamış hikayeler çocuklara okunur ve onlardan bu hikayeleri tamamlanması istenir. Uygulama süresi ve zaman sınırlaması yoktur. Test, yarım bırakılmış ve çocuk tarafından tamamlanması istenen 10 hikâyeden oluşur. Çocuğun hikâyeyi tamamlamak için verdiği cevaplardan zihin dünyasında neler olduğu anlaşılabilir. Eğer çocuk bu hikayelerin birine takılır çok zaman harcarsa, hikayeyi çok özenli ve uzun tamamlarsa,  çok kısa yanıtlar verirse veya yanıt vermekten kaçınırsa çocuğun bu hikayedeki olaylara karşı bir tepkisi olduğu anlaşılır. Bu test aynı zamanda yetişkinlere de bir hayal ve imgelem testi olarak kullanılabilir. Zeki ve eğitimli insanlar, çok orijinal ve yaratıcı hikayeler anlatırken, daha az eğitimli ve daha az zeki olanlar daha sıradan ve banal hikayeler anlatılar. Daha sonra Dr. Bulut, bu teknikle benzerlik gösteren ve aynı psikoanalitik dinamiklere bağlı olarak kullanılan CAT (Çocuk Algı Testini) kartlarını göstererek nerede, nasıl ve hangi durumlarda kullanılabileceğini anlattı. Dr. Bulut özellikle bu tür testlerin mutlak gerçekler ve doğrular olmadığını sadece birey hakkında bilgi verme kapasitesi olduğunu, testleri uygulamada etik konuları ve uygulayıcının mesleki deneyiminin önemli olduğunu vurguladı.