İbn Haldun Üniversitesi

Geleceğim Sosyal Bilimler Zirvesi’nin İkinci Gününde Ümit Meriç Konuştu

İbn Haldun Üniversitesi tarafından düzenlenen “Geleceğim Sosyal Bilimler Zirvesi”, Sheraton Grand Ataşehir Hotel’de devam ediyor. Zirve, öğrencileri, çeşitli atölye ve söyleşilerde alanında uzman isimler, akademisyenler ve kanaat önderleriyle bir araya getiriyor.

Zirve’nin ikinci gününde Prof. Dr. Ümit Meriç ve Rektörümüz Prof. Dr. Recep Şentürk “Batı Sosyolojisinin Kritiği” konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Öğrencilere çeşitli tavsiyelerde bulunan ve tecrübelerini aktaran Ümit Meriç, şunları söyledi: ” Hayatınızın, vaktinizin sınırlı olduğunu idrak ederek ve bir kum saatindeki tanecikler gibi üsten alta düşen kum tanelerinin bir daha asla üste geçmeyeceğini bilerek nefeslerini kıymetlendirin. Hepimiz faniyiz. Bu kainatta neden bulunduğunuzu, bu dünyada niçin yaşadığınızı, bu toplumun bir ferdi olmak hasebiyle ne gibi hasletlere sahip olduğunuzu hesap ederek, keşfederek, karara vararak hayatınızı anlamlandırmanızı tavsiye ediyorum.”

Sosyologun Zekası Son Derece Dinamik Olmalı

Konuşmasının devamında, geçmişi yorumlamak, bugünü anlamak ve yarını aydınlatmanın, sosyolojinin üstlenmek zorunda olduğu emperyal bir görev olduğunu ifade eden Ümit Meriç, Türkiye’de sosyolojinin geçmişten bu yana durduğu yer ve değeri üzerine de açıklamalarda bulundu: “Sosyolojide noktalar yoktur, virgüller, soru işaretleri vardır. Dünyanın en büyük sosyologlarından Max Weber’in dediği gibi ‘bilgi hiç sonuna varamayacağımız devamlı bir fetih çabasıdır.’ Her an akış halindedir. Dolayısıyla bizim idrakimiz de bu akışı takip etmek zorundadır. Bir F-16 pilotunun dediği gibi ‘Eğer zekamın hızı uçağın hızının önüne geçmezse bu benim sonum olur.’ Sosyologun zekası son derece dinamik olmalı, hareket halindeki toplumun yönünü veya yönlerini, akışının debisini ölçmeli ve kavramalıdır. Sosyolog için toplumun radarıdır demek yerinde olacaktır. İlerleme ve düzenin ilmi olan sosyoloji, Cumhuriyet döneminde ilerlemenin ilmi olmaktan çıkıp düzenin ilmi haline getirilmiştir. Devlet, uzun yıllar sosyolojiye ulus bilim olarak bakmıştır ve onu üniversitenin duvarlarının arkasına yıkmıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nin kuruluşunu bu tavrın sonunun başlangıcı olduğunu temenni ediyorum ve belli bir ölçüde de tespit ediyorum.”

Ümit Meriç, toplumun sosyolojiye ihtiyacı olduğunu şu sözlerle vurguladı: “Mühendislerin gökdelenleri, barajları, dağları oyup tüneller yapmasından önce toplum mühendislerinin sahneye çıkıp insan malzemesini tanıması gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nde böyle olmamış, fen bilimlerine tapınılmıştır. TÜBİTAK kurulmuştur. Oysa sosyal bilimlerin de benzer bir araştırma kurumunda bir araya getirilmesi gerekmektedir. Bu yapılmadıkça ülkemizde sürdürülmek istenen kakafoninin bir senfoniye dönüşmesi pek de mümkün görünmemektedir.”

Meriç, sosyolojinin konusunun karmaşık ve sosyolojide soruların tespiti ile çözümünün ise devamlılık arz etmediğini belirtti. Sorun oluşturmadan tespiti ve bu sorunun iptalinin bir ölçüde mümkün olduğunu ifade eden Meriç, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu açıdan sosyologların bilinçli bir ekip oluşturmaları, dağılmamaları ve meslek grubu oluşturarak ülke kaderine ağırlıklarını koymaları gerekmektedir. Peki ilmin, toplumun akışına müdahalesi, bizi ilmin siyasallaşmasına itmez mi? Bu sorunun cevabı hem evet hem hayırdır. Sosyologun bilinç prizmasından süzülerek üreklerine ayrıştırılmış bir güneş ışığı, artık eski renksiz ışık değildir. Sosyologun bilinç kazandırdığı, kendi kendisiyle tanıştırdığı toplumdur. Sosyolog bilfiil siyasete girmese de toplumun akışını bilerek ve bildirerek, bir parça siyaset yapmış olmakta ama o, siyaset için siyaset değil toplum için siyaset yapmaktadır.”

“Üniversitemiz Öğrencilere Sunduğu Burslar ve İmkanlar Noktasında Vakıf Üniversiteleri Arasında Birinci”

Zirvenin ikinci gününde İktisat, İslami İlimler, İşletme, Karşılaştırmalı Edebiyat, Medya ve İletişim, Psikoloji, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, Tarih ve Sosyoloji alanlarında alanında uzman isimler tarafından 54 farklı atölye sunumu gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı illerinden gelen lise son sınıf öğrencilerini alanında uzman isimler, akademisyenler ve kanaat önderleriyle bir araya getiren “Geleceğim Sosyal Bilimler Zirvesi” ile ilgili Rektörümüz Prof. Dr. Recep Şentürk ve üniversitemizden bazı akademisyenler de, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Recep Şentürk, İstanbul ve Anadolu’nun birçok şehrinden sosyal bilimleri tercih etmeyi düşünen yaklaşık bin başarılı öğrenciyle çok verimli bir zirve gerçekleştirdiklerini ifade etti. Öğrencilerin zirve boyunca önde gelen sosyal bilimcilerle buluşup tanıştığını ve atölyelere katıldığını söyleyen Şentürk, “Öğrenciler kitaplarını okudukları ya da televizyonda gördükleri akademisyenlerle yüz yüze görüşüyor. Buradaki maksadımız bir sosyal bilimci ne yapar, bir öğrenci sosyal bilimleri tercih ederse kendisini nasıl bir meslek bekliyor; tüm bunları somut örneklerle göstermek.” diye konuştu.

İHÜ’nün sosyal bilimler alanına odaklanmış bir üniversite olduğuna işaret eden Prof. Dr. Recep Şentürk, şöyle konuştu: “İbn Haldun Üniversitesi sosyal bilimleri en kaliteli bir şekilde sunma iddiasında olan bir üniversite. Çünkü İbn Haldun Üniversitesi Arapça ve İngilizce’yi en iyi derecede öğreten bir üniversite. Bu dilleri 10’ar kişilik sınıflarda ve beş kur halinde öğretiyoruz. İngilizce çalışan öğrencilerimizi bir aylığına ABD’ye George Mason Üniversitesi’ne gönderiyoruz. Aynı şekilde Arapça öğrenen öğrencilerimizi de bir Arap ülkesine gönderiyoruz. Bunun yanında mukayeseli eğitim yaklaşımını benimsiyoruz. Yani mevcut pozitivist, Batılı sosyal bilim yaklaşımları yanında aynı zamanda hem İslam hem de başka medeniyetlerin sosyal bilim alanındaki devlet, iktisat, siyaset, psikoloji alanındaki düşüncelerini mukayeseli bir şekilde öğrencilerimize vermek istiyoruz. Bir öğrenci üniversiteye gidip sadece İngilizce öğrenmek istiyorsa başka bir üniversiteyi tercih edebilir ama ‘Ben hem İngilizce hem de Arapça öğrenmek istiyorum’ diyorsa tek seçeneği İbn Haldun Üniversitesi’dir. Benzer şekilde bir öğrenci ‘Ben sadece Batı sosyal bilimlerini öğrenmek istiyorum’ diyorsa başka bir üniversiteye gidebilir. Ancak ‘Ben hem Batı sosyal bilim anlayışını hem İslam sosyal bilim anlayışını mukayeseli bir biçimde öğrenmek istiyorum’ diyorsa tek seçenek İbn Haldun Üniversitesi’dir.”

Şentürk, İHÜ’de ‘Onur Programı’ ile çok başarılı öğrencilere ekstra dersler ve imkanlar sunduklarını vurgulayarak, bu programın dünyanın önde gelen üniversitelerinde bulunduğunu, Türkiye’de ise sadece İbn Haldun Üniversitesi’nde yer aldığını bildirdi.

Tüm öğrencileri tam burslu olarak aldıklarını, hepsine yurt imkanı sunduklarını ve dizüstü bilgisayar hediye ettiklerini aktaran Şentürk, sözlerini şöyle tamamladı: “İbn Haldun Üniversitesi bir araştırma üniversitesi. Öğrencilerimizin yüzde 75’i yüksek lisans, doktora, yüzde 25’i ise lisans öğrencisi olacak. Biz uluslararası araştırma üniversitesi olma vizyonu ile hareket ediyoruz. Ayrıca üniversitemizin bir başka özelliği de şu ki, öğrencilerimizin yüzde 50’si uluslararası öğrenci olacak. Şu anda yüzde 37 ile Türkiye’nin en fazla uluslararası öğrenci oranına sahip üniversitesiyiz. Üniversitemiz aynı zamanda YÖK’ün yaptığı sıralamalara göre öğrencilere sunduğu burslar ve imkanlar noktasında vakıf üniversiteleri arasında birinci. Şu anda Hukuk Fakültesi, İslami İlimler Fakültesi, İnsan Ve Toplum Bilimleri Fakültesi, İletişim Fakültesi, Eğitim Fakültesi ve İşletme Fakültemiz var. Bu fakülteler altında 12 bölüm var.”

“Öğrenciler, psikoloji okurken oldukça keyifli bir müfredatla muhatap oluyor”

Neden İbn Haldun Üniversitesi Psikoloji Bölümü?

“Geleceğim Sosyal Bilimler Zirvesi” kapsamında Prof. Dr. Medaim Yanık, Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Prof. Dr. Üzeyir Ok ve Dr. Öğretim Üyesi Burcu Uysal tarafından Psikoloji alanında çeşitli atölyeler gerçekleştiriliyor. İHÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Medaim Yanık, atölye çalışmalarında bir araya geldikleri öğrencilerle akademik konuları güncelle birleştirerek keyifli ve verimli sohbetler yaptıklarını söyledi.

Psikolojinin sadece Türkiye’de değil tüm dünyada da popüler bir alan olduğunu ve bunu da ilgilendiği mesele üzerinden aldığını ifade eden Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öğrenciler, psikoloji okurken oldukça keyifli bir içerikle, müfredatla muhatap olmuş oluyor. İnsanı anlamak, insan ilişkilerini anlamak, kendini anlamak herkes için cazip bir şey. O yüzden psikoloji cazip.

Niye İbn Haldun Psikoloji dersek; derdi olan bir bölüm. Sadece Batının psikoloji bilgisini burada olduğu gibi aktarmamaya, çevirmenlik yapmamaya çalışıyor. Aynı zamanda diğer medeniyetlerin psikoloji bilgisini de taşımaya, karşılaştırmalı okumaya çalışıyor. Üniversitenin derdi olduğu gibi Psikoloji Bölümünün de derdi var. Mesela, ilm-i nefs tartışmalarını da aynı zamanda yapıyoruz. İçerik açısından modern psikolojiden eksik olan bir taraf yok ama eklemelerle, karşılaştırmalarla program daha zengin. Bence bir diğer üstünlük, psikiyatr psikologların ekip olarak beraber çalıştığı bir ortam. Bunun da avantaj olduğunu düşünüyorum. Ayrıca klinik psikoloji için de cazip bir hale geldi ki Türkiye’den eşine az rastlanır şeklinde bir klinik uygulama birimini hemen kuruluşumuzda oluşturduk. Ve işlemeye başladı. Bütün bunlar aslında İbn Haldun Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü güçlü ve tam özel kılıyor.”

Prof. Dr. Medaim Yanık, bu sene bölüme toplam 15 öğrenci alacaklarını, bunun 5’inin uluslararası öğrenci olacağını ifade etti. Kontenjanı düşük tutmalarının, bir dertleri olduğunu gösterdiğini belirten Yanık, “Çünkü Psikoloji Bölümüne eğer biz 100 kişi almak istesek kontenjanın dolacağını biliyoruz. Ama 15 nitelikli öğrenci almak, aslında biraz öğretim üyesi tadında insanlar, gençler yetiştirme derdimizin bir göstergesi. Ve inanılmaz bir imkan. Yani 15 kişiyle bir sınıf ortamında yetişmenin bence eşi benzeri yok.” görüşünü dile getirdi.

İHÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü, Türkiye’nin İhtiyaçları Açısından Önemli Bir Boşluğu Dolduracak

Üniversitemizin Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Talha Köse ise “Geleceğin Sosyal Bilimler Zirvesi”nin aslında sadece İbn Haldun Üniversitesi’nin tanıtımı değil aynı zamanda Türkiye’de sosyal bilimlerin popülerleşmesi, sosyal bilimlerin daha iyi öğrencileri çekmesi açısından yapılan bir çalışma olduğunun altını çizdi.

Türkiye’de genel olarak daha yüksek puan alan öğrencilerin ağırlıklı olarak mühendislik, tıp gibi alanlara gittiğini bildiren Köse, Türkiye’nin sosyal bilimler alanında çok ciddi bir yatırıma, nitelikli öğrencileri kazanmaya ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Son dönemde Türkiye’nin dünyaya açılması noktasında çok önemli adımlar atıldığına dikkati çeken Köse, şöyle devam etti: “Gerek bürokrasi gerek diplomasi gerekse iş hayatında Türkiye’nin dünyayla etkileşiminde çok hızlı bir mesafe alındı. Daha önce tek boyutlu ilişkimiz vardı dünyayla. Daha çok Batı ile bir ilişkimiz vardı. O da ticaret üzerinden, siyasi ilişkiler üzerinden… Ama bugün Türkiye’nin farklı bölgelere, farklı alanlara açıldığını görüyoruz. İşte Afrika bunun içerisinde; Latin Amerika, Orta Asya ve Balkanlarla ilişkilerimiz arttı. Bir yandan bu bölgelerle ilişkilerimiz artarken bu bölgelerde iş yapmaya uygun dil bilen, sahayı tanıyan insanlara olan ihtiyaç arttı. Diğer yandan TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar, Türk Hava Yolları gibi Türkiye’nin dış bölgelerle ilişkisini, etkileşimini devam ettirecek kurumların sayısı arttı. Tabii bu kurumların da nitelikli insan ihtiyacı doğdu. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümleri bir yandan bu kurumların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Diğer taraftan Türkiye’deki kendi siyasi entelektüel ihtiyacı olan alanlarda öğrenci yetiştiriyor. Ayrıca, ticaret gibi alanlara dil bilen öğrenci yetiştiriyor. İHÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü de Türkiye’nin uzun vadede ihtiyaçları açısından önemli bir boşluğu dolduracaktır.”

Geleceğim Sosyal Bilimler Zirvesi’nin ikinci günü, gün boyu süren atölyeler ve söyleşilerin ardından akşam yemeği, Emre Yılmaz konseri ve diğer alan etkinlikleri ile son buldu.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de Geleceğim Sosyal Bilimler Zirvesi’nde

Zirve’nin son bulacağı 6 Ağustos Pazartesi günü, öğrenciler önemli isimleri dinlemeye devam edecek. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün de teşrif edeceği Zirve’de ayrıca İbn Haldun Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halil Berktay ve Medipol Üniversitesi Tarih Bölüm Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli, “Tarih ve Tarihçilik” konulu söyleşide; İbn Haldun Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fuat Erdal ve Turkcell Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hilmi Güler, “Teknoloji ve Sosyal Bilimler” konulu söyleşide gençlere tecrübelerini aktaracak.

Geleceğim Sosyal Bilimler Zirvesi, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ve Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu’nun kapanış konuşmalarıyla nihayete erecek.