İbn Haldun Üniversitesi

İbn Haldun Üniversitesinde 15 Temmuz darbe girişimi ve hukuki süreç tartışıldı

İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Hukuk Kulübü tarafından düzenlenen “Güncel Hukuki Meseleler Konferans Serisi-3” kapsamında, 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşanan hukuki süreç masaya yatırıldı. Konferansa konuk olarak katılan Hukukçular Derneği Başkanı avukat Cavit Tatlı, “Çok sayıda delil bulunmasına rağmen darbe girişimindeki eylemler inkar ediliyor. Bilmediğimiz hiçbir şey söylemiyorlar. Hakkında onlarca delil olanlar var, ama ifadeler hep ‘Görmedim, duymadım, bilmiyorum’ üzerine kurulu diye konuştu. 

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin başarısız olmasının ardından, örgüt üyelerinin duruşmalarda inkar taktiğine başvurduğunu belirten avukat Tatlı, “Türkiye genelinde darbe girişimine yönelik açılan davaların duruşmalarında, aralarında kamera kayıtlarının ve Bylock gibi çok sayıda delilin bulunmasına rağmen her şeyi inkar ediyorlar.” ifadelerini kullandı.

Hukukçular Derneği Başkanı Tatlı, darbe girişimi davalarındaki eksikliğin, örgüt mensuplarının anında yargılanmaması olduğunu belirterek, “Duruşmalar sıcağı sıcağına yapılmayınca delil karartma, örgütün ağız birliği yapması gibi durumlar için teröristlere fırsat doğdu. Bu insanlar içeride bir arada tutulduğu için, birbirleriyle anlaşmalı savunmalar yaptılar, hala da yapıyorlar.” dedi.

Duruşmalarda tanık olduğu olayları örneklerle anlatan Cavit Tatlı, darbeci askerlerin darbe gecesi zimmetsiz silah aldığını ifade ederek, “Şehit olanların kimin kurşunuyla vurulduğu belli değil. Şahıslar şehit olmuş, ama kurşunların adresi bulunamıyor. Bu durumda davalar daha da zorlaşıyor.” diye konuştu.

“Kurumların kimyasına, kültürüne, işleyişine büyük zarar verdiler”

Cavit Tatlı, FETÖ’nün devlet kurumlarına sızmak suretiyle bütün kurumların kimyasına, kültürüne, işleyişine büyük zarar verdiğini belirterek, terör örgütünün emniyette bulunan derin uzantılarına dikkat çekti. Tatlı, örgütün emniyette bulunan derin uzantılarını anlattı.

Tatlı, “Emniyeti kontrolünüz altına almak için hakim ve savcıları ele geçirmeniz lazım. Kötü olan bir şey var, başsavcı adliyede istediği faaliyeti yürütebilir. İl genelinde düşünürsek, 81 tane başsavcılık gerekir. Daha sonra ilçe anlamında toplamda 600 tane koltuğa ihtiyacınız var. Başsavcılar hükumetin adamıdır. İstediğini yapabilir. Eğer siz başsavcıları alırsanız, adliyedeki her soruşturmaya yön verebilirsiniz. Mesela, iddianameye dönüşecek bir şey varsa, dönüşmeden takipsizlik kararı alabilir. İşte bunları yaptığı zaman, iş adaletten uzaklaşmaya başlıyor. Böylece cemaat denilen örgütün önündeki tüm hedefler ortadan kalkmaya başlıyor.” dedi.

Darbeden sonuç çıkartıp bir daha yaşanmaması için gerçeklerle yüzleşmek gerektiğini belirten Tatlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O gece şehit olanlar, kahraman. O küçük cihattı, mücadele ve cihat, asıl şimdi olan cihat. Çalışmak zorundayız. Tekrar yaşanmaması için sadece Milli İstihbarat Teşkilatının çalışmasına ihtiyacımız yok. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Eğitim Bakanlığı’nın, cemiyetlerin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çalışmasına ihtiyacımız var. Bunları yaptığınızda toplumun her kesimine ulaşırsınız. Çarpık binalar yaparsanız ve o çarpık binalardan mahalleler yaparsanız, oraya en alt grup insanlar girerse, dolayısıyla da yaşam alanları olmazsa, çocuğunu spora göndermezse, insanlar dini bilgisini öğretemezse, eğitim verilmezse birisi çıkar ve o çocuğu kandırır, canlı bomba yapar, o da etrafına ölüm saçar. Ama FETÖ gibi bir zehir topluma salınırsa, tüm toplumu öldürür.”