İbn Haldun Üniversitesi

“İlm-i nefs, psikolojinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır”

İbn Haldun Üniversitesi Onur Programının düzenlediği İlm-i Nefs ve Modern Psikoloji Diyoloğu’nun ilki gerçekleşti. İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk ile Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Medaim Yanık, insan ontolojisi ve psikolojisini İslami ilimler ve modern psikoloji perspektiflerini karşılaştırarak ele aldılar.

Prof. Şentürk, tümü internet üzerinden canlı yayınlanan programda, ilm-i nefsin, psikolojinin alternatifi değil tamamlayıcısı olduğunu vurguladı ve psikolojinin ampirik olarak ispatlanmış bulgularını kabul ettiğini ifade etti. “Pozitivizmi reddetmiyoruz ama insana dair her şeyin deneyle ve gözlemle izah edebileceği yaklaşımını da kabul etmiyoruz.” diyen Prof. Şentürk, pozitivist metodolojinin bilgi sağlayabileceği perspektifin, gözlem ve deney alanıyla sınırlı olduğunu ama insanın çok katmanlı bir varlık olduğunu kaydetti.  “İnsanın duygularını, düşüncelerini biyolojiye indirgersek hür iradeyi devre dışı bırakmış oluruz.” diye konuşan Prof. Şentürk, Batı’daki psikologların bile kendi sistemlerinden tatmin olmadıklarını söyledi. Prof. Şentürk, “Pozitivizm, sınırlarının farkında olmalı ve ilm-i nefsten yararlanmalı” dedi.

Prof. Dr. Medaim Yanık ise, modern psikolojinin bazı zayıf yanlarının yanı sıra güçlü tarafları da çok olan 150 yıllık birikime sahip bir bilim olduğunu söyledi. Prof. Yanık, “Modern psikoloji alanında çalışan yüz binlerce bilim insanı, binlerce laboratuvar, yüzlerce dergi ve milyar dolarlarca yatırım var. Esasında basit bir şeyle karşı karşıya değiliz, fakat problem şu ki, çözmeye çalıştığımız şeyin, yani insanın doğası çok sert ve çok ağır. O yüzden mesafe kat etmiş durumdayız, ama son noktaya ulaşabildiğimizi söyleyemem.” diye konuştu. Modern psikoloji ve psikiyatrinin etki alanının bazı durumlarda sınırlı kaldığının altını çizen Prof. Yanık, buna örnek olarak modern psikolojinin bir insanın nasıl daha anlamlı bir hayat sürebileceği sorusunu cevaplamada yetersiz kalabileceğini gösterdi.

İnsan aklıyla mı düşünür, kalbiyle mi?

Prof. Dr. Recep Şentürk, insanın ne olduğu meselesinin herkesi ilgilendirdiğini vurgulayarak “Bütün sosyal bilimler, insan üzerinde durmaktadır. “İnsan nedir?” sorusunu akademik olarak bütün sosyal bilimciler sormaktadır. Bununla beraber “insan” sadece bilimle uğraşanları değil, bütün insanları ilgilendiren bir meseledir.” diye konuştu.

Prof. Şentürk, ilm-i nefsin insanı çok katmanlı olarak tanımlamakta olduğunu belirterek insanın bir maddi, bir de manevi boyutu olduğunu söyledi. İnsanın nihai kontrol merkezinin beyin olmadığını söyleyen Prof. Şentürk, “Akıl kalbin bir fonksiyonudur. İnsan kalbiyle düşünür. Kalp beyni de kontrol eder. Beynimiz kalbimizin bir askeridir. İnsanın en üst kontrol mekanizması ise kalp ve ruhtur.” diye konuştu. İnsanın izole bir varlık olmadığını birtakım duyguları olduğunu söyleyen Prof. Şentürk, “İlm-i nefs açısından baktığımızda akıldan, kalpten ve nefsten gelen duygu ve düşünceler vardır. Beden, beyin tarafından kontrol edilmektedir. İnsanın içinde nefs, akıl ve kalp arasında çatışma vardır. İktidar nefste olduğu zaman buna ‘nefs-i emmare’ denir.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Medaim Yanık ise, modern psikolojinin kendi içinde çok parçalı bir doğası olduğunu ve insanın ne olduğu konusunda ortak bir görüşün olmadığını belirtti. Prof. Yanık, “Psikoloji şu anda kendi içinde mücadele eden onlarca ekolün birbirleriyle etkileşimiyle yürüyor. Ben bunun zenginlik olduğu kanaatindeyim. Modern psikolojide insan nedir sorusunu eğer varoluşçu psikoloji üzerinden cevaplarsak insan, aynı zamanda manevi boyutu olan, hayatın anlamını araması gereken bir varlıktır derim. Davranışçılık üzerinden konuşacak olursak insan, hayvan mertebesinden biraz daha üstte bir yerlerdedir derim. O yüzden bizde (modern psikolojide) cevap çok çeşitli ve hangi ekolden olduğumuza bağlıdır.” diye konuştu.

Aşk bir hastalık mıdır?

Prof. Dr. Medaim Yanık, modern psikolojinin resmi görüşüne göre, duygunun beynin işlevinden kaynaklandığını ifade etti. Prof. Yanık, “Duygunun, sevginin, korkunun kökeni beyin üzerinden olur. Mesela bir yılan aniden önümüzden geçerken daha yılanı görmeden bile çok hızlı hareket edebiliriz. Beyin onu sensör gibi algılayarak korku mekanizmasını devreye sokar ve bedeni hareket ettirir. Böylece biz oradan uzaklaşmış oluruz. Aslında modern psikoloji, beyni sadece rasyonel düşüncenin merkezi olarak görmüyor. Duyguları da beynin içinde var olan bir şey olarak görüyor. Bu yüzden diyelim ki aşık olmuş birinin beyninin değiştiğini görüyoruz.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Recep Şentürk ise aşkın insanın biyolojisini etkileyen çok ağır bir ruh hali olduğunu ve geleneksel ilm-i nefs anlayışında hastalık olarak kabul edildiğini söyledi. Aşkın 2. dünya savaşı sonrası Hollywood tarafından yüceltildiğini ve kutsandığını belirten Prof. Şentürk, “Hollywood tarafından kutsanan aşka bizim geleneğimizde aşk-ı hımârî, yani biyolojik aşk, cinsel aşk deniliyor ve bunun da psikolojik bir hastalık olduğu kabul ediliyor. Onun yerine eşref-i mâhlûk olan insanı, Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak gören ve vazifelerini yerine getireceği, aklı devre dışı bırakmayan, cinsellik peşinde koşturmayan, hayvanlarla aynı seviyeye indirmeyen daha üst bir aşk anlayışı ön görülüyor. Hem insana hem de Allah’a karşı böyle bir aşk anlayışının varlığı sağlıklı kabul ediliyor.” diye konuştu.

Mukayeseli insan ontolojisi ve psikolojisinin işleneceği “İlm-i Nefs ve Modern Psikoloji Diyoloğu” programı 10 hafta boyunca her Çarşamba saat 16:00’da İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir yerleşkesi Mukaddime salonunda sürecek. Katılımın herkese açık olduğu programda “İnsanın mahiyeti, nefsin mertebeleri ile akıl duygu ilişkisi, kalbin hastalıkları ve tedavi yolları, psikolojik gelişim, ruh-beden ilişkisi” gibi konular ele alınacak.

İnteraktif olan program, internet üzerinden canlı yayınlanmaya devam edilecek ve duyurulan hashtag ile sosyal medyadan gelen sorular, sohbetin ardından Prof. Şentürk ve Prof. Yanık’a iletilecek ve yanıtları alınacak.