İbn Haldun Üniversitesi

“İslam’a göre bir insanın kendini bilmesi farzdır”

İlm-i Nefs ve Modern Psikoloji Diyoloğu’nun ikincisi İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir kampüsünde gerçekleşti. İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk ile Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Medaim Yanık, “İnsanı nasıl anlarız?” konusunu ilm-i nefs ve modern psikoloji perspektiflerini mukayese ederek ele aldılar.

İbn Haldun Üniversitesi’nin sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlanan programda Prof. Şentürk, İnsanın kendini tanımasının önemine vurgu yaparak modern psikolojinin insanı sadece biyolojik bir varlık olarak görmesini eleştirdi. Prof. Şentürk, “Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şerifinde ‘kim kendi nefsini tanırsa Allah’ı da tanımış olur’ diye buyurmuştur. Dolayısıyla kendini bilmeyen insan kâinatı da Allah’ı da tanıyamıyor. İslami açıdan baktığımızda bir insanın kendini bilmesi farz-ı ayindir. Mutlaka kendi üzerinde düşünmesi, kendini tanıması lazım. Çünkü ayet-i kerimede buyruluyor ki: ‘Allah’ı unutan ve ceza olarak da Allah’ın kendi kendilerini unutturduğu insanlar gibi olmayın.’ Benim nazarımda modern insan budur. Allah’ı unutmuş, Allah’ın da kendi kendilerini unutturduğu insan. İnsanın kendini sadece biyolojik bir varlık olarak görmesi, insanın kendini unutması anlamına gelir. İşte bu modern psikolojide tecessüm ediyor.” diye konuştu.

“Aristo’nun bildiğinden bin kat daha fazla bilgiye sahibiz”

Prof. Şentürk, İnsanın bedenî varlığı ile zihninin, deney ve gözlemle anlaşılabileceğini ama ruh ve kalbin deney ve gözlemle anlaşılamayacağını kaydetti. Modern psikolojinin ruh ve kalbi yok saydığını savunan Prof. Şentürk, deney ve gözlemle kendini aşan iddialar öne sürdüğünü ifade etti.

Prof. Dr. Medaim Yanık ise modern psikolojinin kendi içinde üç büyük alanı olduğu ve bunlar üzerinden bilgi ürettiğini anlattı. Prof. Yanık, “Modern psikolojinin zihin veya beynin nasıl çalıştığını inceleyen dalına sinir bilim veya biyolojik psikoloji deniliyor. O alanda uğraşanların temel çalışma alanı insan zihninin bedenle beraber nasıl çalıştığıdır. Bunun için beyni görüntülüyorlar, bir dizi laboratuvar çalışması yapıyorlar vs. İkincisi ise insanın başka insanlarla etkileşiminin nasıl olduğunu inceler. Buna da sosyal psikoloji denir. Sosyal psikoloji sadece biyoloji ile sınırlı kalmaz ve insanı sosyal bir varlık olarak inceler. Üçüncü ana damar olan klinik psikoloji ise insanın rahatsızlık olarak tanımlanan psikolojik durumlarının incelenmesine dayanır.” dedi. Günümüzde klinik psikoloji alanında önemli bir bilgi birikimi olduğunu vurgulayan Prof. Yanık, “Tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar şizofreniyi biliyoruz, bipolar bozukluğu biliyoruz, obsesif bozukluğu biliyoruz. Aristo’nun bildiğinden, İbn-i Sina’nın bildiğinden kat kat daha fazla bilgiye sahibiz ve bunların tedavileriyle ilgili daha etkin yöntemler de geliştirmiş durumdayız.” ifadelerini kullandı.

Prof. Yanık, modern psikolojinin son dönemde sadece patolojik olana bakmaktan vazgeçip pozitif olana da yönelmeye başladığını belirterek, pozitif psikolojinin vicdan, şefkat ve cesaret gibi, insanı insan yapan değerleri araştırarak bu alandaki boşluğu tamamlamaya çalıştığını vurguladı.

“Her Müslüman kendi kendinin psikoloğu olmalı”

Prof. Şentürk, bilgi dediğimiz şeyin kanıta dayalı bulgular ve bunların yorumları olmak üzere iki unsurdan oluştuğunu ifade ederek, “Kanıta dayalı olarak ispatlanmış bilgilere, ampirik bulgulara itiraz etmeyiz, edemeyiz. Çünkü bunlar müsellem olan hakikatlerdir. Ancak sıra bunların yorumlanmasına geldiğinde, onların yorumlarını kabul etmek mecburiyetinde değiliz. Bu safhada bizim kendi dünya görüşümüzden hareketle bu bulguları yorumlamamız gerekir.” şeklinde konuştu.

İlm-i nefste kalbî hastalıkların teşhisinde ampirik metotların kullanıldığının altını çizen Prof. Şentürk, neyin hastalık neyin hastalık olmadığı konusunda ise, modern psikoloji ile ilm-i nefs’in ayrıldığını söyledi. Prof. Şentürk, “Kendini beğenmişlik, kibir, haset, mal sevgisi gibi davranışlar kalbî hastalıklara örnek verilebilir ama modern psikologlar bunların tersini de söyleyebilirler. Modern psikoloji, biyolojik ve zihni hastalıkların üzerinde durabilir ama kalbi hastalıkları anlayamaz.” diye konuştu.

Prof. Şentürk, İslam’da her insanın kendini tanımak ve kendi hastalıklarını tedavi etmekle sorumlu olduğunu hatırlatarak, “Kalbi hastalıkların nasıl tedavi edilebileceği konusunda, her Müslümanın kendi kendisinin psikoloğu olması gerekir. İlm-i nefsin kişiye daha fazla sorumluluk yükleyen bir tarafı vardır.” dedi.

“İnsan, anlam olmadan mutlu olamıyor”

Prof. Yanık, insanın yeryüzündeki yaşama anlam veremediği, kendinden üstün bir varlıkla bağ kuramadığı ve sadece maddi unsurlarla çevrelendiğinde mutlu olamadığının, varoluşçu psikoterapide bilindiğine vurgu yaptı. Prof. Yanık, “O yüzden şimdi insanda iyilik alanını, manevi olanla birleştirme çabaları var. İnsan, anlam olmadan mutlu olamıyor.” diye konuştu.

Prof. Şentürk ise, insanın bir zahiri, bir de batını tarafının olduğunu belirterek, batını tarafın ancak bir üst varlık ile anlamlandırılabileceğine işaret etti. “Rüyalar insanın batını yönünün dışa vurumudur” diyen Prof. Şentürk, ” İnsanın ruhu ve kalbi insanın mahremidir. Oraya Allah’tan başka hiç kimse nüfuz edemez. Allah, insanın kalbini devamlı gözetler.” dedi.

İzleyicilerden gelen mürşid-i Kâmil olmadan kalbî hastalıkları tedavi edilebilir mi? sorusuna ise Prof. Şentürk şöyle cevap verdi: “Kalbî hastalıkların tedavisinde mürşid-i kâmil insana yardımcı olur, ama kişi ancak onun dediklerini yaparsa iyileşir. Esas sorumluluk insanın kendisindedir, mürşid-i kâmil sadece yol gösterir.”

Mukayeseli insan ontolojisi ve psikolojisinin işlendiği “İlm-i Nefs ve Modern Psikoloji Diyoloğu” programı 10 hafta boyunca her Çarşamba saat 16:00’da İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir yerleşkesi Mukaddime salonunda sürecek. İnteraktif olan program, internet üzerinden canlı yayınlanmaya devam edecek ve duyurulan hashtag ile sosyal medyadan gelen sorular, sohbetin ardından Prof. Şentürk ve Prof. Yanık tarafından yanıtlanacak.