İbn Haldun Üniversitesi

Muhammed Mustafa el-Azamî’nin Hayatı, Eserleri ve Mücadelesi Konuşuldu

Uluslararası Muhammed Mustafa el-Azamî Sempozyumu, yurtiçinden ve yurt dışından değerli ilim insanlarının katılımıyla, 19-20 Aralık 2018 tarihlerinde Üniversitemizin Başakşehir Yerleşkesinde gerçekleştirildi.

Hindistan’dan başlayıp İslâm coğrafyasının diğer ülkelerine, oradan Batıya uzanan ilim yolculuğunda pek çok ciddi çalışmaya imza atan, araştırmalarında klasik usulle modern metodolojiyi harmanlamakla beraber hadis ilimleri ve Kur’ân tarihine dair derinlikli birikimiyle oryantalist fikirleri analiz eden Muhammed Mustafa el-Azamî, daha çok bazı Batılı araştırmacıların geliştirdiği ve temelde isnâd sisteminin geçersizliği iddiasını içeren tezlere yönelik yazdığı ilmi reddiyelerle tanınmaktaydı.

Bu İlim Şöleni Vesilesiyle Azamî’nin Hatırasını da Yâd Ediyoruz

Hafız Mustafa Altın’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan sempozyumun açılışında takdim konuşmasını İslami İlimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Bilal Aybakan yaptı. Prof. Dr. Bilal Aybakan, takdiminde, “Uzaktan yakından sempozyumumuzu teşrif edenlere, özellikle şu an aramızda olan Mustafa el Azami Hocamızın evlatlarına teşekkür ediyoruz. Sempozyumda Mustafa el Azami’nin çalışma yaptığı alanlarda hangi konunun uzmanı kim ise onu sempozyumumuza davet ettik. Sempozyumun, Azami’nin hatırasını yad ederken, aynı zamanda farklı konularda iki gün sürecek bir ilim şöleni olmasını da istedik.” değerlendirmesinde bulundu.

Mustafa el-Azamî’nin 20 Aralık 2017’de vefat ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Aybakan, Azamî’nin vefatının kendilerini derinden üzdüğünü belirterek, onun hayatını vakfettiği ilim mücadelesinin bir sempozyuma konu edilmesi fikrinin o tarihlerde oluştuğunu söyledi. Aylarca süren bir hazırlığın ardından bu uluslararası sempozyuma dünyanın dört bir yanından ilim adamlarını davet ettiklerini belirten Prof. Dr. Aybakan, her oturumda Azamî’nin ilmî birer cephesinin konunun uzmanlarınca ele alınacağını ifade etti.

“Bir İlim Adamı Nasıl Olur, Nasıl Bir Ahlaka Sahip Olur; Azamî Hocamızdan Öğrendim”

Rektörümüz Prof. Dr. Recep Şentürk de sempozyumun açılışında bir selamlama konuşması gerçekleştirdi. Prof. Dr. Şentürk, şunları söyledi: “Merhum Azami Hocamız ilimle hemhal biriydi, ilimden başka bir gayesi yoktu. Hakikatin ortaya çıkması için büyük bir gayret gösteriyordu. Bu konuda ilim dünyasında geniş kabul gören çalışmalara imza attı.

Azami Hocamızdan; bir ilim adamı nasıl olur, nasıl bir ahlaka sahip olur, hayata bakışı nasıldır, bunları öğrendim. Bir ilim adamının nasıl olması gerektiğini kitaplardan okuyarak öğrenemeyiz; Mustafa Azami gibi hocalarla birlikte yaşayarak, onların dizlerinin dibinde öğreniriz.”

“Bugün aramızda Azami Hocamızın oğulları Akil ve Enes kardeşlerimiz de yer alıyor. Kendileri, Azami Hocamızın kütüphanesini Üniversitemize vakfettiler. Hem sempozyumumuza katıldıkları hem de bu büyük bağışları için kendilerine çok teşekkür ediyoruz.” sözleriyle konuşmasına devam eden Prof. Dr. Recep Şentürk, bu kütüphanenin özenli bir şekilde tasnif edilip istifadeye sunulacağını sözlerine ekledi.

“Vefa İslam Ahlakındandır”

Allâme Muhammed Avvâme ise vefanın İslam ahlakından olduğunu ifade ederek, İbn Haldun Üniversitesi Azami adına düzenlediği sempozyum dolayısıyla teşekkür etti.

Azami’nin gelenek ve modernliği bir araya getiren önemli bir ilim insanı olduğunu vurgulayan Avvâme, Batı’da modern alanda oryantalizmden etkilenmeyip onlara karşı reddiyeler yazdığını kaydetti.

“Hadis İlminin Bayraktarlığını Hint Uleması Devralmıştı”

Allâme Muhammed Avvâme’nin açılış konuşmasının ardından, Sempozyum’un ilk gününde 3 oturum gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Bilal Aybakan’ın moderatörlüğünde, Muhammed Mustafa el-Azamî’nin hayatı, ilmi kişiliği ve yetiştiği çevrenin ele alındığı ilk oturumun konuşmacıları; merhum Azamî’nin oğulları Anas al-Azami ve Dr. Aqil M. al-Azami ile Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Prof. Dr. Mehmet Özşenel ve Malezya Uluslararası İslam Üniversinden Dr. Seyyid Abdulmâcid el-Ghawri idi.

Anas al-Azami, “Hazarda ve Seferde Babamla” konulu tebliğinde, aile hayatlarından, babasının ilim yolculukları vesilesiyle yaşadıkları şehirlerden ve çalışmalarını yaparken tuttuğu usulden özetle bahsetti. Dr. Aqil M. al-Azami de babasının 1970’lerden itibaren Sünnet ve Hadis literatürünü bilgisayar ortamına aktarma mesaisinden bahsetti. Dr. Seyyid Abdulmâcid el-Ghawri’nin tebliğ konusu ise “Muhammed Mustafa el-Azamî: Önemli Kişilik Özellikleri, Eserleri ve Kendisine Nispet Edilen Yanılgıların Düzeltilmesi” idi.

Prof. Dr. Mehmet Özşenel, sempozyumun ilk oturumunda Hint altkıtası âlimlerinin Hadis ilmine katkılarını Muhammed Mustafa el-Azamî’den hareketle açıkladı. Hint altkıtasında İslam’ın Hicri 1. yıldan itibaren yayıldığını belirten Prof. Dr. Özşenel, bu tarihten itibaren bu coğrafyadan sayısız İslam âlimi çıktığını söyledi. Ortadoğu’da Hadis ilminde yapılan çalışmalar zayıflamaya başlayınca, Hadis ilminin bayraktarlığını Hint ulemasının devraldığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Özşenel, 1800’lerden itibaren ise Hint ulemasının Hadis ilmine katkılarının ekolleşerek sistemli bir hale geldiğini belirtti. Mustafa el-Azamî’nin böyle bir birikimi tevarüs ettiğini söyleyen Özşenel, onun hadislerin muhafazası ve sünnetin dindeki yeri gibi konularda yoğunlaşmayı elzem gördüğünü ve çalışmalarını bu yönde teksif ettiği değerlendirmesinde bulundu.

Studies in Hadith Methodology and Literature Kitabı Zımnî Bir Hadis Müdafaasıdır”

Prof. Dr. Mehmet Özşenel’in yönetiminde, Muhammed Mustafa el-Azamî’nin Hadis ilmine katkılarının ele alındığı ikinci oturumda; Dr. Âmir et-Temîmî, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Prof. Dr. Bekir Kuzudişli, İbn Haldun Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Serdar Demirel ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Macit Karagözoğlu sunumlarını yaptılar.

Bu oturumda Dr. Âmir et-Temîmî, “İslam Âlimlerinin Sünnet Alanındaki Çalışmaları: Mustafa el-Azamî Örneği” konulu tebliğini; Prof. Dr. Bekir Kuzudişli, “İsnadın Mantığını Kavramak: Mustafa el-Azamî’nin ‘Menhecü’n-Nakd’ Örneği” konulu tebliğini; Dr. Öğr. Üyesi Macit Karagözoğlu ise “Mustafa el-Azamî’nin Hadis Çalışmalarını Farklı Kılan Neydi?” konulu tebliğini sundular. Karagözoğlu tebliğinde, Azami’nin Hadis ilmindeki mikro verileri, hadis ilmindeki makro problemlerle kuvvetli bir şekilde irtibatlandırdığını belirtti.

Prof. Dr. Serdar Demirel ise “Mustafa el-Azamî’nin Hadis İlmine Katkıları Bağlamında ‘Studies in Hadith Methodology and Literature’ Kitabının Tanıtımı ve Tahlili” başlıklı sunumunda, Azamî’nin bu eserini özellikle oryantalistlerin ve oryantalistlerden etkilenen İslam düşünürlerinin iddialarına cevap vermek üzere eserini kaleme aldığını belirtti. Ortalama okuyucuya hitap eden, onların anlayacağı dilden hadis ve sünnetin güvenilirliğini berrak bir şekilde anlatan bu kitapta Mustafa el Azami, öncelikle Hadis metodolojisi nedir, nasıl çalışır gibi sorulara cevap veriyor. Ardından Hadis edebiyatının oluşum sürecini temel kaynaklarıyla tanıtıma gidiyor.

Azami’nin asıl yapmak istediğinin hadisin güvenirliğini ortaya koymak olduğunu belirten Prof. Dr. Serdar Demirel, onun kadim Hadis çalışmalarında izlenen usul ile modern dönemde yapılan çalışmalarda izlenen metot ve yöntemi karşılaştırıp benzerliklerini ortaya koyduğunu, böyle yaparak modern zihinleri hadislerin güvenirliği meselesine yaklaştırmayı hedeflediğini aktardı. Dolayısıyla bu kitap için zımnî bir hadis müdafaası denebileceğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Demirel, Azami’nin bugün elimizde olan temel hadis kaynaklarına nasıl güvenmemiz gerektiğini ustalıkla açıkladığını ifade ederek sözlerini noktaladı.

Uluslararası Muhammed Mustafa el-Azamî Sempozyumu’nun Azamî’nin tahkik çalışmaları konulu üçüncü oturumunu Prof. Dr. Bekir Kuzudişli yönetti. Sempozyumun ilk gününün bu son oturumunda; Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Mahmud Mısri, “Bir Muhakkik Olarak Muhammed Mustafa el-Azamî”; İbn Haldun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden Dr. Muhyiddin Avvâme ve Dr. Öğr. Üyesi Hamzeh al-Bakri ise “Bir Muhakkik Olarak Muhammed Mustafa el-Azamî: İbn Huzeyme’nin Sahihi Örneği” ve “Bir Muhakkik Olarak Muhammed Mustafa el-Azamî: Muvatta Tahkikinin Değerlendirilmesi” konulu tebliğlerini sundular.

“Son Yüz Yılda Oryantalizm Metot Değiştirerek Senaryosunu Kadim Mushaf Varakları Üzerine Kurguladı”

Uluslararası Muhammed Mustafa el-Azamî Sempozyumu’nun ikinci günü, İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz’ün moderatörlüğünde “Kutsal Kitapların Metinleşme Süreci” üst başlığıyla gerçekleştirildi. 4. oturumda, 29 Mayıs Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve Diyanet İşleri eski başkanlarından Dr. Tayyar Altıkulaç, “Oryantalistlerin Erken Dönem Mushaf Tarihine Yaklaşımlarında Dikkat Çeken Kırılma”; İbn Haldun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden Prof. Dr. Ömer Faruk Harman, “Mustafa el-Azamî’ye Göre Yahudi Kutsal Kitabının Tedvini ve Tahrifi”; Dr. Öğr. Üyesi İhsan Kahveci, “’Kur’ân Tarihi’ Adlı Kitabı Bağlamında Mustafa el-Azamî’nin Kur’ân Tarihi Çalışmalarına Katkıları” ve Dr. Öğr. Üyesi Volkan Yıldıran Stodolsky, “Azamî’nin Müsteşriklere Yaklaşımı: Dinler ve Kültürler Arası Yöntem Farkları ve Kullanımları” konularını ele aldılar. Rahatsızlığı sebebiyle sempozyuma katılamayan Prof. Dr. Ömer Faruk Harman’ın tebliğini, Arş. Gör. Abdüssamed Sarıkaya katılımcılarla paylaştı.

Prof. Dr. İrfan Gündüz’ün, “Hadis, Sünnet üzerinde tereddütler oluşturmanın moda olduğu bir dönemde, Muhammed Mustafa el Azami’nin çabaları ve çalışmaları gereçkten takdire şayandır” sözleriyle açtığı oturumda ilk sunum Dr. Tayyar Altıkulaç’a aitti. Oryantalistlerin nüzûl dönemi ile Hz. Ebû Bekir’in Mushafı arasındaki döneme dair rivayet yetersizliğini ve bazı boşlukları istismar edip senaryolarını bunlar üzerine kurduklarını söyleyen Altıkulaç, diğer önemli bir noktanın ise Arapça yazma eserleri ve kadim mushaf varaklarını Avrupa’ya taşıyıp arşivler oluşturmaları olduğunu kaydetti. Bunun oryantalistlerin erken dönem mushaf tarihine yaklaşımlarında dikkat çeken bir kırılma olduğunu sözlerine ekleyen Tayyar Altıkulaç, esas önemli kırılmaya şöyle işaret etti: “Alphonse Mingana (1878–1937) bireysel olarak 1924-1929 yıllarında bir iş adamının sponsorluğunda Lübnan, Suriye, Irak ve Mısır’ı dolaştı; Arapça yazma eserler ve parşömen varaklar topladı. 2010’da bu koleksiyon Birmingham Üniversitesi Kütüphanesi’ne getirildi.”

Oryantalistlerin, yaptıkları çalışmalarla İslâmî değerler üzerinde şüpheler uyandırmaya çalışmalarına örnek olarak, Mingana’nın, Agnes Smith Lewis ile birlikte “Leaves from Three Ancient Qurans Possibly Pre-Othmanic” (Hz. Osman Öncesi Döneme Ait Olması Muhtemel Üç Eski Mushaftan Varaklar) adlı kitabını gösteren Tayyar Altıkulaç; Gotthelf Bergsträßer’in (1886-1933), Otto Pretzl (ö. 1941), Angelika Neuwirth, Gerd-R. Puin, David S. Powers gibi oryantalistlerin çalışmalarından da örnekler verdi.

Dr. Tayyar Altıkulaç, sözlerini şöyle noktaladı: “Mingana’nın 1914’te yaptığı yayını, ondan sonra yapılanları, oryantalistlerin özellikle günümüzdeki çalışmalarını dikkate aldığımızda görüyoruz ki, son yüz yılda oryantalizm metot değiştirerek kadim mushaf varakları üzerine eğilmiş, senaryolarını onlar üzerinde kurgulamıştır. İslâm dünyasındaki ilim adamlarının da bu varaklarla ilgilenmeleri kanaatimce zorunlu hale gelmiştir.”

“Oryantalizm Tenkidinde Somut Verilerden Hareket Edilmeli”

Sempozyumda “Batıdaki Hadis Algısı ve Azamî’nin İtirazları” konusu iki farklı oturumda ele alındı. İbn Haldun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Özel’in moderatörlüğünü yaptığı 5. oturumda, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinden Prof. Dr. Özcan Hıdır, “Mustafa el-Azamî’nin Oryantalistik Kur’ân-Hadis Literatüründeki Algısı (ve Etkisi)”; Malezya Uluslararası İslam Üniversitesinden Prof. Dr. Ebü’l-Leys Haydarabâdî, “Müsteşriklerin Sünnete Yönelik İthamlarına Mustafa el-Azamî’nin Cevapları”; İstanbul Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden Doç. Dr. Halit Özkan, “Müşterek Ravi Teorisine Mustafa el-Azamî’nin Yaklaşımı” ve Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Kızıl, “Mustafa el-Azamî’nin Oryantalistlerin Hadislerle İlgili Temel İddialarına Yönelttiği Tenkitlerin Değerlendirmesi ve Batıdaki İzdüşüm” konulu tebliğlerini sundular.

Prof. Dr. Özcan Hıdır, Azami’nin en önemli reddiyesinin Schacht’a yönelik reddiyesini olduğunu, bu reddiyeyi yazma fikrinin de 1960’larda Katar Milli Kütüphanesinde çalışırken doğduğunu belirtti. Büyük bir İngiliz petrol şirketi, o zamanlar bazı kitapları bastırıp Ortadoğu coğrafyasında halka ücretsiz dağıtıyormuş. Bu kitaplar arasında Schacht’ın “The Origins of Muhammadan Jurisprudence” kitabı da varmış. Bu kitabın, yazımından dağıtımına, arkasında bu kadar güçlü bir organizasyonun olması, Azami’yi o an harekete geçiriyor ve Türkçeye “İslam Fıkhı ve Sünnet & Oryantalist Schacht’a Reddiye” adıyla çevrilen kitabını yazmaya başlıyor.

Azami hakkındaki bütün lehte ve aleyhte iddiaların, bize aslında onun çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu da gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Hıdır, İslam’a dair Batıda çalışmalar yapan isimlerin, onun eserlerine mutlaka atıf yaptıklarını da sözlerine ekledi.

“Azamî’nin Schacht’ın hadislerle ilgili iddialarına yönelttiği tenkitleri Batı’da nasıl bir karşılık bulmuştur”, “Azamî’nin çalışmalarının Batı’da ihmal edilmesinin muhtemel nedenleri ne olabilir”, “Azamî’nin tecrübesinden hareketle Batı’daki hadis çalışmalarını takip ve tenkit eden akademisyenler nasıl bir yol izlemeli” sorularına cevap aradığı tebliğinde Fatma Kızıl, Azamî’nin Schacht’a yönelik tenkitleri hususunda; Azami’nin Schacht’ın temel tezlerini kavrayıp, Origins’i iyi analiz ettiğini belirtti. Ayrıca Schacht’ın Kur’an’daki fıkhî düzenlemeleri dikkate almadığını ve hadislere yapılan itiraz ve tenkitleri Hz. Peygamber’in otoritesine ve sünnetin dindeki yerine yapılmış gösterdiğini sözlerine ekledi. Oryantalizm tenkidinde somut verilerden hareket etmenin önemli olduğunu söyleyen Fatma Kızıl, Hadis tarihinin bazı gerçeklerini olduğundan önemsiz veya önemli göstermeme konusunda teyakkuz gösterilmesi gerektiğini belirterek sözlerini noktaladı.

Başkanlığını Dr. Öğr. Üyesi Hamzeh al-Bakri’nin yaptığı 6. oturumda, 29 Mayıs Üniversitesi Uluslararası İslam ve Din Bilimleri Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Ahmed Snober, “Schacht’ın “Müteahhir Senetlerin Daha Gelişmiş Olduğu İddiası”na elAzamî’nin İtirazı: Tahlil ve Katkı”; bir dönem Oxford Üniversitesinde araştırmacı kimliğiyle yer alan Dr. Akram Nadwi, “Mustafa el-Azamî’nin Oryantalist Schacht Eleştirisi”; Kral Suud Üniversitesinden Prof. Dr. Fethuddin Beyânunî, “Oryantalistlerin Sünnete İlişkin Görüşlerine M. Mustafa el-Azamî’nin Eserlerinde İzlediği Eleştiri Yöntemi” ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Rahile Kızılkaya Yılmaz, “Muvatta’ın Telifine Yönelik Oryantalist İddialara Muhammed Mustafa el Azamî’nin Yaklaşımı” konulu birer tebliğ sundular.

Oryantalistlerin Sinir Uçlarına Dokunulduğunda Ne Tür Refleksler Gösterirler?

Fıkhın menşei sorunu ve Batı akademyası ise Sempozyumun 7. oturumunun konusunu teşkil etti. Oturum yöneticiliğini ise Prof. Dr. Serdar Demirel yaptı. Bu oturumda, Sumaiya Akram, “Şarkiyat Çalışmaları Işığında Azamî’nin Hadis Alanına Katkıları”; İbn Haldun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Yaşar Çolak, “Batıda Azamî’nin Eleştirilerine Karşı Takınılan Tavrın Tahlili”; Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinden Sümeyye Onuk Demirci, “Schacht ve Azamî’nin Amel-i Ehl-i Medine’ye Yaklaşımı” ve Prof. Dr. Bilal Aybakan ise “Schacht ve Azamî’nin Fıkhın Menşeine Yaklaşımı” üzerine tebliğlerini katılımcılarla paylaştılar.

Dr. Yaşar Çolak, diğer eserlerinin yanında, Azami’nin İslam’a hizmet etmenin bir yolu olarak Batıda İslam’a dair yapılan çalışmaları takip edip yorumlamayı kendine misyon edindiğini söyledi. Fakat özel sohbetlerinde, Batı ilim çevrelerinde çalışmalarının çoğunlukla görmezden gelindiğini dile getiren Azami, hayal kırıklığını da böyle ifade edermiş. Bunun yanında Batıda Azami’ye yönelik ciddi eleştiriler de yapılmış. Dr. Yaşar Çolak, oryantalistlerin sinir uçlarına dokunulduğunda ne tür refleksler gösterebileceklerinin, Azami’ye yönelik tutum ve eleştirilerinde tipik bir şekilde görülebileceğini sözlerine ekledi.

Oturum başkanı Prof. Dr. Serdar Demirel de, bu eleştiri ve tutumun temel motivasyon kaynağının  Azami’nin akademik bir titre sahip olmamasından kaynaklanmadığını, bilakis savunduğu şeyin mümini olduğu için hedef tahtasına konulduğunu belirtti.

Prof. Dr. Bilal Aybakan ise oturumda yaptığı konuşmada, Osmanlının eski gücünü yitirmesiyle ilim cephesinin de nerdeyse sahipsiz kaldığını; bunu fırsat bilen oryantalistlerin, çok organize bir şekilde, İslam toplumunu organize eden bir ilim mesabesinde olan fıkıh konusuna eğilerek, İslami ilimlerin omurgasını çökertmeye çalıştıklarını söyledi. Resmin tamamına bakmaktansa sadece İslami ilimlerin teşekkül dönemine ve özellikle İmam Şafii, İmam Malik, İmam-Azam Ebu Hanife gibi isimlere dikkatlerini yoğunlaştıran oryantalistlerin, bu dönemde işlerine yarar birtakım şeyler bulduklarına ve bu malzemeyi sonuna kadar kullandıklarına dikkat çeken Aybakan, onların iddialarının Müslümanlar arasında tereddütler oluşturarak özgüvenlerini yitirmelerine sebebiyet verdiğini söyledi. Batıda Schacht’ın “The Origins..” kitabına atıf yapılmadan bu alanda doktor ya da profesör olunamadığını da sözlerine ekledi.

Azami’nin adeta can havliyle kaleme aldığı eserlerin böyle bir ortamın doğurduğunu söyleyen Aybakan, onun Batıda, İngilizce kaleme aldığı eserlerle İslam’ı, Sünneti ve hadisleri savunduğunu; son yıllarında ise mesaisini tümüyle geleneğe hasredip o büyük birikimi anlamaya ve yorumlaya çalıştığını belirtti.

Sempozyumda Sunulan Tebliğler Kitaplaştırılarak Yayınlanacak

İki gün boyunca birçok değerli akademisyen ve araştırmacının tebliğleriyle katkıda bulunduğu Uluslararası Muhammed Mustafa el-Azamî Sempozyumu, kapanış ve değerlendirme oturumuyla sona erdi. Oturumda Rektörümüz Prof. Dr. Recep Şentürk, İslami İlimler Enstitüsü Müdürümüz Prof. Dr. Serdar Demirel ve Azami’nin oğlu Dr. Aqil M. al-Azami kısa birer değerlendirme yaptılar.

Prof. Dr. Recep Şentürk, onun eserlerinin sadaka-i cariye olarak hizmete devam edeceğini, kütüphanesinin ise oğulları tarafından İbn Haldun Üniversitesine bağışlandığını tekrar hatırlatarak Muhammed Mustafa el Azami’ye rahmet diledi. Prof. Dr. Serdar Demirel de iki gün boyunca sunulan tebliğlerle Azami’nin hayatı ve eserlerinin tekrar gündeme getirildiğini belirterek, yokluklar içinde bir ömür süren fakat buna rağmen gayretinde ve adanmışlığında bir eksilme olmayan bir ömre şahitlik ettiklerini söyledi.

Uluslararası Muhammed Mustafa el-Azamî Sempozyumu’nda sunulan tebliğler en kısa zamanda kitaplaştırılarak ilim dünyasının istifadesine de sunulacak.