İbn Haldun Üniversitesi

Özgünlüğü incelemenin yolu: Münazara İlmi

İbn Haldun Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından organize edilen “Felsefe Seminerleri” başladı. Seminerler serisinin ilki “Klasik Metinlerin Mantıksal Yapısı” başlığı ile İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir Kampüsü’nde gerçekleştirildi. 

Seminere konuşmacı olarak katılan Medeniyet Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Mehmet Özturan “Münazara/Tartışma Mantığı” başlıklı sunumunda, özgünlüğü sistematik olarak incelemenin mümkün olduğunu belirterek, “Yalnız felsefe için değil fıkıh, tefsir, kelam ve diğer birçok alanda özgünlüğü incelemenin yegâne yolu ‘münazara ilmidir’. Bu ilmi, yani tartışma mantığını okuyan bir kişinin, ilmi bir katkıda bulunacaksa bu hamlelerden birini yapması gerekir. Bu ilmi bilmeyen birinin okumuş olduğu dalların hiçbirinde tartışma yapması mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

13. yüzyıldan sonra, ikinci klasik dönem olarak adlandırılan dönemde İbn Sina sonrası felsefe ve mantığın,  formel bir dil oluşturulma çabasına girdiğini ifade eden Dr. Özturan, “Bu formel dille mantığı kastediyoruz. Bu gelişimden sonra birçok klasik metin kaleme alındı.” dedi.

Mantığın klasik dönemde bilim insanlarının birbirlerini takip edebilecekleri işaretçi dile dönüştüğünü aktaran Dr. Özturan, şu ifadeleri kullandı:

“Bilim camiasının ‘Belli bir bilimsel ortamda ya da tartışmada mantığı nasıl kullanabiliriz ya da ilmi, felsefi, kelami düzeyde bir katkı yapmak ne demektir?’ sorusunun cevabı olacak ortak bir dil oluşturmaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu dilin temel özelliklerinden biri şu; vaktiyle cedel ve hilaf dediğimiz ilim dalları tesis edilerek, fıkıhçılar fıkıh ilmini,  kelamcılar ise kelam ilmini, uygun bir şekilde düzenleyerek aralarında suni diyaloglar oluşturuyorlar. Fakat 14. yüzyılda Şemseddin Semerkandî bir risale kaleme alıyor. Risalenin adı Risaletü’l Münazara. Bunu yaparken, doğal bir tartışma zemininin nasıl yaratılabileceğine ilişkin bir tartışma zemini oluşturmak. Yani içerikten bağımsız, formu herkes tarafından kullanılan bir dil oluşturmak. Herkes aynı formu kullanıyor, fakat herkesin bilgileri farklı. Bu dili oluşturma amacıyla ortaya konulan ilk eser, Risalet’l Münazara’dır. Bu risalenin genel problematiği şu; argümentasyon teorisi, yani acaba biz felsefi, ilmi tartışmaları nasıl yapmalıyız? Bu oldukça önemli bir soru.”

Bir felsefecinin özgün olup olmadığını, o kişinin tarihsel olarak miras aldığı argümanlara nasıl itirazda bulunduğu ya da o argümanlardan hangisine yönelik eleştiriyi nasıl güçlendirdiği ya da bugüne kadar kabul edilen bir argümanın çelişiğini nasıl ispatladığına bakarak anlaşılabileceğini iddia eden Dr. Özturan, felsefe yapma biçiminin ve klasik metinlere bakışın bu düsturda olması gerektiğini savundu.

İbn Haldun Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burhan Köroğlu da, düşünme mantığının insanın hem zenginliğini hem de sınırlandırılabileceğini gösteren bir ilim olduğunu söyledi.

İbn Haldun Üniversitesi’nin “Adabı Münazara” projesi olduğuna dikkat çeken Köroğu, “Bu proje kendi geleneğimizi sağlıklı bir şekilde yeniden kullanma potansiyelini ortaya koyan bir çalışma. Ciddi mantık hatalarının bu medeniyete yakışmadığını gösteren bir proje. Son yıllarda yapılan çalışmalar bize şunu gösteriyor; Müslümanların, tartışma kurallarını günümüz diliyle anlama başarısına kendisini adapte etmesi lazım.” şeklinde konuştu.