İbn Haldun Üniversitesi

Teoman Duralı, CV’de Olmayan Hayatını Anlattı

Felsefe Bölümü Öğretim Üyemiz Prof. Dr. Teoman Duralı, Onur Programı’nın düzenlediği Onur Buluşmaları kapsamında, 3 Aralık Pazartesi günü “CV’de Olmayan Hayatım” başlıklı bir konuşma yaptı.

Ülkemizde felsefe denince akla gelen ilk isimlerden biri olan, 16 üniversitede ders vererek Türk düşünce hayatında etkili olan pek çok ismi yetiştiren Prof. Dr. Teoman Duralı; en son 38. sayısı yayınlanan Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları Dergisi, kitapları ve makaleleriyle de Türkiye’de felsefenin merkezi bir yer edinmesinde önemli bir role sahip. Günümüz küresel medeniyetini sistematik ve felsefi açıdan çözümleyip yorumlayarak Türk entelektüel kamuoyunun konuyla ilgili perspektifini zenginleştiren Prof. Duralı, uluslararası felsefe camiasında da Türkiye’yi başarıyla temsil ediyor.

1977 yılında doktorasını tamamlayan, 1978 yılında NATO bursu ile Paris’te biyoteknoloji seminerlerine katılan; Mayıs 1982’de Yardımcı Doçent, Ekim 1982’de biyoloji felsefesi üzerine yazdığı tez ile Doçent ve 1985’te ABD Penn State University’de tamamladığı “Kant’ın A Priori Bilgi İstidâtı” adlı çalışmasının ardından 1988’de mezun olduğu bölümde Profesör olan Teoman Duralı, halen İbn Haldun Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde derslerine ve akademik çalışmalarına devam ediyor.

Nermi Uygur’un Teklifiyle Kendisine Asistan Oldu

Prof. Dr. Teoman Duralı, “CV’de Olmayan Hayatım” söyleşisinde doğumundan bugüne hayatından belli başlı kesitleri, ilgili bir dinleyici topluluğuyla paylaştı. 7 Şubat 1947’de Zonguldak’ın Kozlu kasabasında doğan Duralı, ilköğrenimine Zonguldak’ta Çatalağzı’nda başladığını belirtti. Çatalağzı’nda okula başlamadan önceki günlerinden “mutluluğun zirvesine vardığım günlerdi” diyerek sitayişle bahseden Prof. Dr. Teoman Duralı, bunda coğrafyanın etkisi olduğunu belirterek, hayatında gördüğü ilk manzaranın orman ve deniz olduğunu, en sevdiği renkler olan mavi ve yeşilin Çatalağzı’nda iç içe geçtiğini söyledi.

Anadolu’da, özellikle Türkiye’nin doğusunda görev yaptığı üniversitelerde Bilim Metodolojisi dersleri veren Duralı; o dönemde öğretmenlerin-hocaların sadece bir alanın değil, adeta hayat hocalığı yaptıklarına örnek olarak, kendisinin o derslerde bilimden ve metodolojiden önce “deniz neye benzer”, onu anlattığını çünkü ders verdiği çocukların ekserisinin hayatlarında hiç deniz görmediklerini söyledi.

“Okul” fikriyle hayatının en başından beri pek de sağlıklı bir ilişki kuramadığını ifade eden Duralı, ünlü felsefeci Prof. Dr. Nermi Uygur’un İstanbul Üniversitesinde okurken kendisine asistanlık teklif etmesinden sonra ise hiç sevemediği “okul”a hayatını bağışladığını söyledi.

“İlk Defa Felsefe Mikrobunu Kulağıma Üfüren Hatice Hocam Oldu”

Nermi Uygur’un çok titiz, gururlu ve zor beğenen bir hoca olmasına rağmen bu teklifi yaptığını da sözlerine ekleyen Duralı, “çok hayırlı hocalarım oldu” diyerek, hayatındaki en önemli kırılma noktalarında hep Nermi Hoca gibi hocaların yer aldığını belirtti. Ortaokul ve liseyi okuduğu Ankara TED Kolejindeki coğrafya öğretmeni Hatice Hanım’ın da kendi hayatında böyle bir misyon üstlendiğini belirten Prof. Dr. Duralı, şunları söyledi: “Liseden mezun olduktan sonra babam Gazi Mesleki Eğitim Fakültesine gitmemi istedi. Ben durumdan memnun olmasam da babama itiraz edemiyordum. Mezuniyet evraklarını almak için liseye gittim. O gün de, kaderin cilvesi, Hatice Hocam nöbetçiydi. Gazi’ye gideceğimi duyunca, ‘hayır olmaz’ dedi. Beni pencereye çekti, dışarda karşı binanın çatısını aktaran ustayı gösterip, ‘öyle bir usta mı olmak istiyorsun’ diye sordu. Ben, ‘ne var bunda, herkes bir şekilde rızkını kazanıyor’ diye cevap verdim. Hatice Hanım, bunun üzerine, ‘Ona şüphe yok. Kastettiğim; her insan belli bir işe yaratılır. Sen felsefeyle uğraşacaksın.’ İlk defa felsefe mikrobunu kulağıma üfüren Hatice Hanım oldu.”

Eserleri arasında Deniz ve Kaşiflik isimli bir şiir-hatıra kitabı da olan Teoman Duralı, oldum olası denizci olmayı, Norveç’e gidip kaptanlık yapmayı hayal ettiğini; fakat Hatice Hocasının bu sözleriyle denizciliğe rakip olarak hayatına felsefenin de girdiğini belirtti.

Neden Türkçe?

Daha çocukluktan itibaren Türk diline özel bir ilgisi olduğunu kaydeden Duralı, uzunca bir süre eski Türkçeye, Göktürkçe ve Uygurcaya çalıştığını sözlerine ekledi. Prof. Dr. Teoman Duralı’ya göre; Türkçenin, yüzyılların zevk ile letâfet imbiğinden süzülerek günümüze erişmiş soylu söz varlığı ile anlatım gücünün alabildiğine ortaya koyulmasıyla, ifade güzelliğine erişilebilir.

“CV’de Olmayan Hayatım” söyleşisinde ayrıca Prof. Dr. Teoman Duralı; 1940-50’ler Türkiyesi, 27 Mayıs 1960 Darbesinin kültürel etkileri, Afrika’ya ilgisinin boyutları, Svahili dili öğrenme macerası, Ankara şehrine dair hissettikleri ve akademik ilgi alanlarına dair ilgi çekici açıklamalarda bulundu.

Program, Hocamıza çiçek takdimiyle son buldu.