Etik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin Lansmanı Gerçekleştirildi


Sosyal yaşamın her alanında, evrensel etik bilinci etrafında şekillenmiş prensipler geliştirilmesine önayak olma hedefiyle kurulan İbn Haldun Üniversitesi Etik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (İHÜ ETAM) lansman programı, İstanbul Ticaret Odası (İTO) işbirliğiyle 5 Mart Salı günü İTO’nun Eminönü’ndeki merkezinde gerçekleştirildi. Lansmanda “Sürdürülebilirlik Perspektifinde İş Ahlakı” konulu bir panel de düzenlendi.

İHÜ ETAM lansmanı, Mütevelli Heyeti Başkanımız Prof. Dr. İrfan Gündüz, Rektörümüz Prof. Dr. Recep Şentürk, İHÜ ETAM Müdürü Prof. Dr. Mustafa Kemal Yılmaz ve İTO Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay’ın açılış konuşmalarıyla başladı.

Yaşadığımız Hayatın ‘Emanet’ Olduğu Bilincini Kuşanmalıyız

İTO Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay, İTO olarak hayırlı bir müessesenin kuruluşuna ev sahipliği yapmaktan onur duyduklarını belirterek, iş ahlakı konusunda teorik çerçevede önemli bir birikimimiz olmasına rağmen uygulamada sıkıntılar yaşadığımızı, kapitalist ekonominin gereklerini yerine getirirken kendi değerlerimize dayalı bir düzenin kavgasını da verdiğimizi ve bu çatışmayı gündelik hayatta sıkça yaşadığımızı belirtti. Kurumların, şirketlerin, çalışanların patronlara emanet olduğu, hepimizin bu dünyada birbirimize emanet olduğumuz, kısaca yaşadığımız hayatın bir emanet olduğu bilinciyle hareket ettiğimizde işlerimizin ve dünyamızın daha da güzelleşeceğini söyleyerek konuşmasını sonlandırdı.

“Fütüvvet Birikimimizden de Yararlanıp Evrensel Etik Kodlar Geliştireceğiz”

İHÜ ETAM Müdürü ve aynı zamanda Yönetim Bilimleri afakültesi Dekanımız Prof. Dr. Mustafa Kemal Yılmaz, açılışta konuşmasına İTO’ya ve Üniversitemiz yönetimine, Etik Araştırmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin kurulmasına ve lansmana verdikleri destekten ötürü teşekkür ederek başladı. 2000’li yılların başlarından itibaren özellikle küresel ekonomide birçok skandallar ve ciddi krizler yaşandığını hatırlatan Prof. Yılmaz, öte yandan çeşitli alanlardaki teknolojik gelişmelerin de büyük ivme kazandığını; dolayısıyla “etik” meselesinin artık çok geniş boyutlara sahip olduğunu belirtti. Bu noktada “acaba evrensel etik kodları geliştirebilir miyiz” kaygısından hareketle bu merkezi kurduklarını belirten Prof. Yılmaz, “amacımız geçmiş fütüvvet birikimimizden de azami ölçüde yararlanıp oluşturduğumuz etik ilkelerin dünyanın her yerinde uygulanabilir olmasını sağlamak” diye konuştu.

Prof. Dr. Mustafa Kemal Yılmaz, ayrıca İbn Haldun Üniversitesinde öğrenim gören uluslararası öğrencilerimizi de ETAM’ın çalışmalarına ortak edeceklerini belirterek, bu öğrencilerden, mezuniyetleri sonrasında kazanacakları etik ilke ve değerleri kendi ülkelerinde de yaygınlaştırmalarını bekleyeceklerini söyledi.

“Toplum Olarak Etik, Estetik ve Metafizik’i Yeniden Gündemimize Almalı ve Hayatlarımıza Dahil Etmeliyiz”

Açılışta konuşan Rektörümüz Prof. Dr. Recep Şentürk, gelişmiş ülkelerde güçlü bir iş ahlakı olduğu, zaten bu ahlakî altyapı olmazsa-kurulamazsa sürekli bir ekonomik kalkınmadan da bahsedilemeyeceği değerlendirmesinde bulunarak, “ekonomik kalkınma bizim değerlerimize mal olmamalı” dedi. Medeniyetimizin büyük âlimlerinden ve Üniversitemize de adını veren İbn Haldun’un ekonomik kalkınmanın ahlakî çöküntüye neden olacağı yönünde tespitinin bir “uyarı” olarak algılanıp bize yol göstermesi gerektiğini belirten Prof. Şentürk, kalıcı iktisadî kalkınmanın, modern medeniyetin gözardı ettiği, ülkemizde de Cumhuriyet tarihi boyunca ihmal edilen etik, estetik ve metafizik’i toplum olarak yeniden gündemimize almak ve hayatlarımıza dahil etmekle mümkün olacağına dikkat çekti. Prof. Şentürk, İbn Haldun Üniversitesi Etik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezinin bu açıdan önemli bir boşluğu dolduracağını ifade etti ve ekledi: “Bu Merkez’i inter-disipliner bir perspektifle kurguluyoruz. Sosyal bilimlerin her alanından hocalarımız Merkez çatısı altında ‘fikri bağımsızlık’, ‘mukayeseli eğitim’ ve ‘gelenekli yenilikçilik’ anlayışı ve idealleriyle önemli çalışmalara imza atacaklar.”

Günümüzde insanlığın önündeki en büyük sorunlardan birinin ahlakî krizler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Recep Şentürk, sözlerine şöyle devam etti: “ ‘Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim’ diyen Peygamberimizin (sav) kurduğu medeniyetin mirasçılarıyız. Geleneğimizde hangi kaynaklar var, diye baktığımızda karşımıza 3 ana başlıkta devasa bir birikim çıkıyor: Hikmet-i amelî külliyatı, tasavvuf literatürümüz ve bunun bir parçası olarak fütüvvet literatürümüz, fıkıh literatürü. Bu üç kaynaktan hareketle günümüz sorunlarına ve gelecekte ortaya çıkması muhtemel problemlere çözüm bulabiliriz.”

İbn Haldun Üniversitesi olarak halihazırda “ahlak” konusunda birçok önemli çalışma yürüttüğümüzü ve örneğin 100 siyaset ve ahlak klasiğini yakın zamanda yayınlayacağımızı ifade eden Prof. Dr. Şentürk, 27-28 Nisan tarihlerinde gerçekleştireceğimiz 5. İbn Haldun Sempozyumu’nun konusunun da “İktidar, İktisadi Kalkınma ve Ahlak: Açmazlar ve Zorluklar” olarak belirlendiğini hatırlattı.

“Aslolan Eli Kârda, Gönlü Yâr’da İnsanı Yetiştirmek”

“Suya yazılan yazılar gibi, bozuk insan unsuru üzerine yazılan hiçbir yazı tutmaz” sözleriyle konuşmasına başlayan Mütevelli Heyeti Başkanımız Prof. Dr. İrfan Gündüz, ahlak meselesinin önemine değindi ve ahlaklı insanın tarifini yaptı: Kendine, ailesine, çevresine, toplumuna, mensup olduğu millete ve nihayet tüm insanlığa faydası olan insan. Bu “insan”ın İslam dininde de öz bir şekilde “inanan ve inandığını en güzel şekilde yaşayan” insan olarak tanımlandığını belirten Prof. Gündüz, iş ahlakı hususunda da değerlendirmelerde bulundu.

Tasavvuf ve fütüvvet literatürümüzde iş ahlakının “Allah’ı görür gibi iş yapmak, her işe ibadet gözüyle yaklaşmak”la eşdeğer olduğunu belirten Prof. Dr. İrfan Gündüz, bu yaklaşımın eserlerde zikredilmekten öte bir hayat tarzı olarak yaşandığını da vurgulayarak, asıl meselemizin “Eli kârda, gönlü Yâr’da” yani iş tutarken kalbi Allah’ı zikreden insanı, “halvet der encümen” yani halk içinde ama Hak’la beraber olan insanı yetiştirmek olduğunu belirtti.

“Hayat Bir Bütün”

Lansman programında, Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ömer Torlak da bir konuşma gerçekleştirdi. “Sürdürülebilirlik bağlamında iş ahlakına yaklaşılması çok önemli” diyerek sözlerine başlayan Prof. Torlak, son 200 yıllık geçmişe bakıldığında modernizmin yıkıcı etkilerinin net bir şekilde görülebileceğini, bunun iş ahlakını da aşındırdığını ifade etti. Örneğin modernliğin bize “başarmak mı istiyorsun kaybetmek mi” diye iki seçenek sunduğunu, çalışmayı ve gayreti nerdeyse yok saydığını söyleyen Prof. Torlak, çalışmadan elde etme kolaycılığının modernizmin ahlak öğretisinin dayanakları arasında yer aldığını belirtti. “Güçlü olan haklıdır”, “benim faydama ise yaparım”, “ben bu işten ne kazanacağım” gibi yaklaşımların, modernizmin insan zihnine zerkettiği zehirli duyguların sonucu olduğunu belirten konuşmacı, çalışma hayatında meslek ahlakının devreden çıkarılmasına sebep olan hususlara da kısaca değindi. Nihayetinde “iyi”yi ve “iyilik”i unuttuğumuzu, insanı yeniden değerli kılmak zorunda olduğumuzu belirten Prof. Dr. Ömer Torlak, “usta-çırak ilişkisini yeniden gündemimize alıp kendimizi bir rol-modelin gölgesinde yetiştirmeliyiz” dedi.

Batıda kurumsal düzenlemelere gösterilen itibarın yüksek olmasından dolayı iş ahlakının da ileri seviyelerde olduğu değerlendirmesine bulunan konuşmacı, hukuk ve adalete güvenin önemli olduğunun da altını çizerek, bu güvenin tesis edilmesinde, denetleyici ve düzenleyici kurumların görevlerini hakkıyla yapmasının da önemli işlevleri olduğunu belirtti.

İnsanın doğumundan olgunluk dönemlerine kadar, aile-okul-iş hayatı arasındaki geçişlerde aşınmalar olduğunu belirten Prof. Torlak, bu süreçler arasındaki ilişkinin yeniden güçlü ve sağlıklı olarak kurulması gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Ömer Torlak, sekülerizmin hayatı iş hayatı, aile hayatı gibi kompartımanlara ayırdığını, her farklı kompartımanda değerlerin farklılaştırılarak yaşanmasının normal olduğunun va’zedildiğini; halbuki hayatın bir bütün olduğunun, aynı şekilde değerlerin de hayatın her alanında aynı şekilde yaşanması gerektiğinin altını çizerek, sürdürülebilirliğin ancak bu sayede sağlanabileceği vurgusuyla konuşmasını sonlandırdı.

“Önce Ben İnsan Olarak Ahlak İmtihanından Geçmek Zorundayım”

İbn Haldun Üniversitesi Etik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi lansmanı kapsamında, açılış konuşmalarının ardından düzenlenen “Sürdürülebilirlik Perspektifinde İş Ahlakı” konulu panelde ise, İTO Genel Sekreteri Doç. Dr. Nihat Alayoğlu’nun moderatörlüğünde; Prof. Dr. Mahmut Arslan, Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, Doç. Dr. Ömer Bolat ve Dr. Öğr. Üyesi Sümeyye Kuşakçı birer sunum yaptı.

Aynı zamanda kendisi de yıllardır aktif olarak iş hayatında görev alan Doç. Dr. Ömer Bolat, yaptığı sunumda Türkiye’den ve dünyadan güncel örneklerle iş ahlakında sürdürülebilirlik konusunu ele aldı. “Herkes kendi evinin önünü süpürmeli. Önce ben insan olarak ahlak imtihanından geçmek zorundayım; sonra ailem o imtihandan geçmeli, ardından yaşadığımız toplum ve insanlık… Bu imtihandan geçtiğimiz müddetçe dünyamız daha yaşanılır, güzel bir hal alır” sözleriyle konuşmasını özetleyen Bolat, herkesin bir uyarıcıya ihtiyaç duyduğunu, dinin bu konuda bize yardımcı olduğunu, “bizi aldatan bizden değildir” hadis-i şerifinin herkesi ürpertmesi gerektiğini belirtti.

İş Ahlakı Nasıl Kurumsallaşır?

Panelin bir diğer konuşması olan Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, sunumunu “iş ahlakının kurumsallaşması” konusuna ayırdı. İş ahlakı hususunda gençlere farkındalık kazandırılmasının önemli olduğunu, kazandırılan bu farkındalığın ilerleyen dönemde yargıya ve sonunda davranışa dönüşeceğini belirten Prof. Erdoğmuş, şirket kurucularının rol model yönlerine de temas etti. Kurum kültürünün etik kodlar ve standartlarla desteklenip tahkim edilmesinin son derece kritik olduğunu söyleyen konuşmacı, bunun yanında kurumda bu kodların uygulanıp uygulanmadığının da izlendiğini kaydetti.

“Sürdürülebilirliğin Sırrı İbn Haldun’un Adalet Dairesi’nde”

İbn Haldun Üniversitesi İşletme Bölümü öğretim üyemiz Dr. Sümeyye Kuşakçı, “Liderlik ve Etik” konulu sunumunda, liderlik üzerine yazılan tüm kadim metinlerde liderin özelliklerine dair birtakım ortak noktalar olduğunu söyleyerek, liderin takipçilerine iyi ve dürüst davranmasının bu ortak özellikler arasında sayıldığını kaydetti. Yöneticinin taşıması gereken 3 özelliğin doğruluk, iyilik ve adalet olduğunu ifade eden Kuşakçı, klasik anlayışın etiği siyasetten, tıptan ve diğer alanlardan ayırmadığı gibi liderlikten de ayırmadığının altını çizdi. Sürdürülebilirliğin sırrının İbn Haldun “adalet dairesi”nde görülebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Sümeyye Kuşakçı, son olarak, günümüzde küresel ölçekte başarılı şirketlerin yöneticilerinin özelliklerinin tek tek incelendiğini; bu insanların bireysel olarak alçakgönüllü, profesyonel olarak ise çok istekli olduklarının bilimsel olarak tespit edildiğini söyledi.

“En Büyük Sosyal Sorumluluğumuz Yaptığımız İşi Hakkıyla Yapmak”

Panelin son konuşmacısı, İşletme Bölümü öğretim üyemiz Prof. Dr. Mahmut Arslan idi. “Dünyada ve Türkiye’de İş Ahlakı” konulu bir sunum yapan Prof. Arslan, tek tek bireyler ve kurumlar olarak en büyük sosyal sorumluluğumuzun yaptığımız işi doğru ve düzgün, hakkıyla yapmak olduğunu vurgulayarak, günümüzde şirketlerin “kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri” olarak gösterdiklerinin ise halkla ilişkiler temelinde biçimlenen tanıtım faaliyetleri olduğunu, hayırseverlik faaliyetlerinin kurumsal sosyal sorumluluk faaliyeti gibi sunulmasının doğru olmadığını kaydetti. Prof. Dr. Mahmut Arslan, modern dönemlerde dünyada iş etiği konusunda etkili olan “İnsani Yönetim Hareketi”, “İnanç ve İş İnisiyatifi” gibi fikir hareketlerinin yaptıkları çalışmalardan kısaca bahsederek konuşmasını sonlandırdı.

ETAM’da Etik Alanında Çok Boyutlu Çalışmalar Yapılacak

Üniversitemiz bünyesinde yer alan işletme, felsefe, iletişim, İslami ilimler, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler gibi disiplinlerin kendi alanlarındaki etik problemlerle ilgili yaptıkları ve yapacakları akademik araştırma ve yayın faaliyetlerinin çok disiplinli bir araştırma ve uygulama merkezinin çatısı altında toplanması amacıyla kurulan Etik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi; başta iş etiği olmak üzere bio-etik, medya etiği, siyasi etik, din ve etik ilişkisi gibi alanlarda yapılacak çalışmaları koordine edecek.