Felsefe Seminerleri’nde Mehmet Bulğen’in Katılımıyla Delâilü’n-Nübüvve Konuşuldu


Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Bulğen, Felsefe Bölümü’nün düzenlediği Felsefe Seminerleri’ne konuk oldu. 17 Aralık 2019 Salı günü gerçekleştirilen ve Felsefe Bölümü Başkanımız Doç. Dr. Burhan Köroğlu’nun sunuş ve yönetimini üstlendiği programda Doç. Bulğen, “Delâilü’n-Nübüvve: Hz. Peygamberin Nübüvvetinin İspatında Delillerin Çokluğu Yöntemi” üzerine konuştu.

Ele aldığı konunun, İslam itikadî esaslarının tespiti, temellendirmesi ve savunulması rolünü üstlenen Kelam ilminin başat konularından biri olduğunu ifade eden Bulğen, kendisinin de son zamanlarda çalışmalarını bu alanda yoğunlaştırdığını kaydetti. Nübüvvetin usûl-i selâse de denilen İslam inancının üç esasından ikincisini teşkil etmesine rağmen, esasında iman esaslarının bir bütün, nübüvvetin de bu bütünde çok önemli bir konu teşkil ettiğini kaydeden konuşmacı, “öyle ki nübüvvet olmadan ne bir kainat tasavvuru ortaya koyabiliyorsunuz ne de diğer İslamî ilimlere dair bir bit temel oluşturabiliyorsunuz” dedi.

İmam Gazzâlî’nin el-Müstasfâ’da Kelam ilminin asıl amacının Hz. Muhammed’in (sav) doğru söylediğini kanıtlamak olduğunu zikrettiğini aktaran Bulğen, Delâilü’n-Nübüvve’nin de Resul’ün (sav) Hak Resul olduğunu ortaya koymak üzere oluşturulan/öne sürülen deliller olduğunu, Kelamcıların Nübüvvet alanında ciltlerce eser verdiklerini vurguladı. İslam medeniyetinin kısa denilebilecek bir zaman zarfında yayılmasının, çevre toplumlara ve giderek dünyaya esenlik ve adalet dağıtmasının daha çok ilmî ve fikrî açıdan sağlam temellere dayanmasıyla mümkün olduğunu hatırlatan konuşmacı, bu noktada Kelam’ın da ciddi bir yükü omuzladığını zira muhatapların Müslümanlar değil, henüz İslam’la tanışmayan toplumlar olmasından mütevellit bu tür konuların sağlam ve ikna edici bir şekilde etraflıca ortaya konulduğunu dile getirdi.

Fahreddin er-Râzî’nin el-Meṭâlibü’l-ʿâliye eserinde peygamberliği reddeden altı gruptan bahsettiğini belirten Mehmet Bulğen, bu altı gruptan ve onların öne sürdüğü gerekçelerden de kısaca bahsetti. Nübüvvetin hayata anlam kazandırma noktasında aslında toplumsal bir gereklilik olduğundan hareket eden Kelamcıların ise, konuyu bilgi teorisi gibi, haberin epistemolojik değerinin olduğunu kanıtlanması gibi Kelam ilminin daha üst meseleleriyle sıkı irtibatlı bir şekilde ele aldıklarını hatırlatan Bulğen, Kelamcıların Peygamberin (sav) hak peygamber olduğuna daha çok delillerin çokluğundan hareketle ulaşmaya çalıştıklarını söyledi. Kelamcıların Nübüvvet’e ve Peygamberimizin (sav) hak peygamber oluşuna altı açıdan yaklaştığını, bunların ise; (1) Kur’an’ın i’câz oluşu, (2) Peygamberimizin (sav) mucizeleri, (3) Peygamberimizin (sav) gaybtan haber vermesi, (4) Beşâirü’n-Nübüvve, (5) Hz. Peygamberin başarısı yani bir Cahiliye toplum vasatından kısa sürede tüm kurumlarıyla üst seviyede bir İslam medeniyeti kurulması ve İslam’ın yayılması, (6) Peygamberimizin (sav) peygamberliği öncesinde de sonrasında sahip olduğu ahlâkî kemâl olduğunu belirterek, her biri üzerinde detaylıca durdu.

Program, soru-cevap faslıyla sona erdi.

Yıldız (*) işareti olan alanlar zorunludur