Nazife Şişman, ‘Dijitalleşme ve Biyoteknoloji Çağında Müslümanların Gelecek Tasavvuru’ Üzerine Konuştu


“Emanetten Mülke”, “Dijital Çağda Müslüman Kimlik”, Günün Kısa Tarihi”, “Mahremiyet & Hayatın Sırları ve Sınırları” gibi kitapların yazarı, Martin Lings ve Seyyid Hüseyin Nasr’ın çeşitli eserlerini Türkçeye kazandıran yazar ve araştırmacı Nazife Şişman, 10 Aralık Salı günü Üniversitemize konuk oldu. Sanat Kültür Spor Daire Başkanlığı’nın düzenlediği “Soruların Peşinde” söyleşi serisi kapsamında “Dijitalleşme/Biyoteknoloji Çağında Müslümanların Gelecek Tasavvuru Var mı” konulu bir konuşma gerçekleştirdi. Son yıllarda çalışmalarını biyoteknoloji üzerine yoğunlaştıran Şişman’ın son kitabı da “Kaderle Tasarım Arasında Yeni İnsan” başlığını taşıyor.

“Neredeyse Her Gün Geleceğin Distopik Manzarasından İşaretler Taşıyan Haberlerle Karşılaşıyoruz”

İlgili bir dinleyici kitlesinin takip ettiği söyleşide Nazife Şişman, neredeyse her gün geleceğin distopik manzarasından işaretler taşıyan haberlerle karşılaştığımızı; havada ters takla atan robotların; kadın olarak tasarlanan ve kendilerine vatandaşlık verilen, en büyük özleminin de aile kurmak olduğunu söyleyen robotların; anime karakterleriyle evlenen Japon gençlerin; birkaç ay önce vefat eden babasının yapay zekasını tasarlayan ve amacının babası gibi tepkiler veren bu yapay zeka aracılığıyla henüz dünyaya gelmemiş çocuklarının dedelerini tanıması olduğunu söyleyen mühendislerin yaptığı işlerin ve benzer bir çok olayın, geleceğin muhtemel resminin ilk parçaları olarak bugün önümüze çıktığını belirtti. Her teknolojik değişimin insanın dünyaya bakışı ve onu yorumlayışını da değiştirdiğini, gündelik hayat örüntüsünü dönüştürdüğünü kaydeden konuşmacı, örneğin insana ihtiyaç duymadan bir şeylerin hem tasarlanıp hem üretilmesinin mümkün olacağı böylesi bir dönemde, bizlerin artık ciddi soruların peşine düşmemiz gerektiğini ekledi.

“Bilimkurgu ile Bilimsel Tahayyül Arasında Bir Etkileşim Var”

“Bilimkurgu ile bilimsel tahayyül arasında bir etkileşim var. Bilimkurgu ürünleri algılarımızı ve tasavvurlarımızı etkiliyor” diyerek sözlerine devam eden konuşmacı, Charlie Cahiplin’in bazı filmlerini zikredip, “Blade Runner” film serisi ve “Her” filminden örnekler verdi. 20. yy. sonları ile içinde bulunduğumuz 21. yy’ın dünyada dijital devrim ve biyoteknoloji devrimine sahne olduğunu hatırlatan konuşmacı; esasında 1932 yılında yayınlanan “Cesur Yeni Dünya” kitabının biyoteknoloji çağını, 1949 yılında yayınlanan “1984” kitabının ise dijital devrimi bir anlamda haber verdiğini söyleyebileceğimizi kaydederek, “edebiyatçıların ve kurgu sanatçılarının sezgisel yönleri kuvvetli olduğu için, toplumun gideceği noktayı göstermekte oldukça başarılı olduklarını bu iki kitap üzerinden söyleyebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

“Hücreler, Dokular, Organlar, DNA’lar Artık Ticari Bir Dolaşımın İçinde”

Bugün geldiğimiz noktada insan hayatı ile ilgili pek çok konunun küresel iktisadi yapının kurallarına bağlı olduğunu aktaran Nazife Şişman; hücrelerin, dokuların, organların, DNA’ların artık ticari bir dolaşımın içinde olduğunu, örneğin son yıllarda az gelişmiş Güney Amerika ülkelerinden gelişmiş Kuzey Amerika’ya çok büyük bir organ nakli trafiğinin olduğunu söyledi. Kuzey/güney hiyerarşisinin, organ alıcılar/organ vericiler şeklindeki bölünmeyle paralellik arzettiğini belirtti.

Çağın getirdiği sorunlara eleştirel bir gözle yaklaşanların, etikle, sosyal ahlakla ilgili konuşanların aslında bakıldığında sistemin içinden konuştuklarının altını çizen Nazife Şişman, kurumsal bağlılıkları aşabilen entelektüel ve ahlaki bir eleştirelliğe, bu eleştirel düşüncenin gelişeceği zeminlere ihtiyacımız olduğunu ifade etti.

“Nasıl Bir Gelecek Tasavvurumuz Olması Gerektiğine Dair Sorular Çoğu Müslümana Anlamsız, Fantastik Geliyor”

Bugün dahi geçmiş medeniyet birikimine atıf yaparak bir anlamda “geçmişe hapsolma” hastalığından muzdarip bir Müslüman dünya olduğunu söyleyen Nazife Şişman, nasıl bir gelecek tasavvurumuz olması gerektiğine dair soruların çoğu insana anlamsız, fantastik geldiğini; her yeni gelişmeye “caiz mi değil mi” diye yaklaşma noktasında takılı kaldığımızı ifade etti. Her yeni gelişmenin iktisadî, felsefî, sosyolojik, etik ciddi bir arka planı olduğunu kaydeden konuşmacı; teknoloji ile biyolojinin daha çok iç içe geçeceği, bedenlerin ve verilerin pazar metaı haline geleceği bir ekonomik düzenin hüküm süreceği bir gelecekten söz edildiğini belirtti.

“Bizim için bu meselelere nereden bakacağımız önemli. Müslümanlar olarak örneğin ‘insan doğası’nın dahi daha çok sorgulanır olduğu bugüne ve geleceğe nasıl yaklaşmamız gerekiyor” diyen Nazife Şişman, tıp teknolojisi, endüstrileşen tıp, biyogenetiğin vadettiği gelecek ve ahlak arasında nasıl bir terkip kuracağımızın, aynı şekilde liberal etik, dijitalleşme ve mahremiyet üzerine söyleyeceğimiz sözlerin önemli olduğunu ekledi.

Verimli geçen söyleşi, soru-cevap faslıyla sona erdi.

BiyoteknolojiDijitalleşmeNazife Şişman

Yıldız (*) işareti olan alanlar zorunludur