Suraiya Faroqhi ile Kültür Mirası Gezileri’ni Konuştuk


İbn Haldun Üniversitesi öğrencileri, akademik ve idari birimlerimiz tarafından hazırlanan zengin ders dışı sosyal-kültürel etkinlik imkânlarından yararlanmaya devam ediyor. Akademisyenlerimiz sadece derslerde değil, ders dışı aktivitelerde de bilgi, görgü ve deneyimlerini öğrencilerimizle paylaşıyor. 2019-2020 Akademik Yılı’nda sürdürülen bu etkinliklerden biri de Tarih Bölümü öğretim üyemiz Prof. Dr. Suraiya Faroqhi’nin katılımıyla gerçekleştiriliyor.

Sanat, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen Suraiya Faroqhi ile Kültür Mirası Gezileri, özellikle İstanbul’un çeşitli mekânlarını sosyal, tarihi ve kültürel arka planlarıyla tanıtmayı amaçlıyor. Ülkemizin ve dünyanın önde gelen tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Suraiya Faroqhi, ilgili öğrencilerimizin katılımlarıyla gerçekleştirilen bu gezilerde hem önemli detaylarıyla mekânların tarihini hem geçmişten günümüze gündelik hayattan yansımaları çeşitli cepheleriyle öğrencilere aktarıyor. Bu kapsamda 19 Ekim’de Sadberk Hanım Müzesi, 2 Kasım’da Divanyolu, 1 Aralık’ta ise Gülhane Parkı gezildi.

Öğrencilerimizin saygın bir tarihçinin rehberliğinde bir anlamda “mekân okumaları” yapma imkanına sahip oldukları bu geziler hakkında, Prof. Dr. Suraiya Faroqhi’nin görüşlerini aldık:

Öğrencilerinize ders harici etkinliklerle vakit ayıran, birikimini, tecrübesini her fırsatta aktarmaya çalışan bir hocamız olarak, “Miras” üst başlıklı gezilerinizin çıkış noktası hakkında neler söylemek istersiniz?

Bence özellikle tarihçi, üzerinde durduğu olayların geçtiği mekânlar ile tanışmış olmalıdır. Hepimizin yaşadığı bir soru var: Genellikle olaylarla sadece yazılı kaynak yoluyla tanıştığımız için örneğin on altıncı yüzyılda 20 kiloluk bir paket ile 20 kilometrelik bir mesafe kat’etmenin ne kadar zor olduğunu anlamakta güçlük çekeriz. Oysa bu sorunları düşünmeden bir caminin yapısının veya bir seferin neye mal olduğunu anlamamız mümkün değildir.

Seçtiğiniz mekânların önemi nedir? Mekânlar özelinde Osmanlı’dan günümüze sosyal tarih ve gündelik hayat okumaları yapıyorsunuz diyebilir miyiz?

İstanbul’un, Bizans ve Constantinopolis olarak Osmanlılar kenti fethetmeden önce bin yıldan uzun olan bir geçmişi vardı. Ayrıca on dokuzuncu yüzyılın İstanbul’u ve bugünkü Büyükşehir Belediyesi’nin yönettiği alan birbirinden çok farklı şeylerdir. Gezilerimizde bir binanın veya bir mekânın ne gibi evrimler geçirdiğini göstermeye çalışmaktayım.

Bu etkinlikle gerek uluslararası öğrencilerimize gerek İstanbul dışından gelen öğrencilerimize gerekse yıllardır İstanbul’da yaşayıp da İstanbul’u bu anlamda okumaya girişmemiş öğrencilerimize bir anlamda “İstanbul farkındalığı” da kazandırıyorsunuz. Bu bağlamda öğrencilerimize ve okurlarımıza tavsiyelerinizi de almak isteriz.

Bizim gezilere katılın, fakat bununla yetinmeyin! Eskisi gibi değildir, ulaşım çok kolaylaşmıştır, metroya binin ve kentin çeşitli semtlerini gezin!

Gezilerinizde bundan sonraki duraklarınız neresi? İstanbul dışı noktalar (İznik, Bursa, Edirne vd.) yer alacak mı öğrencilerle yaptığınız bu programda?

Şu anda önümüz kış. Bu nedenle bir sonraki gezimizde yani 15 Aralık Pazar günü yine şehir merkezinde olmayı planlamaktayız: Türk İslam Sanatları Müzesi, Sultan Ahmet Camii’nin dibinde olduğu halde kimsenin bilmediği Mozaik Müzesi, Küçük Ayasofya (eskiden Sts. Sergius ve Bacchus Kilisesi) ve Kadırga’daki Sokollu Mehmed Paşa Camii (eğer açacak bir görevli varsa: buluruz inşallah).

Bursa ve Edirne gezilerini bahar ayları için planlıyoruz. Aslında bir kere İznik’e gidebilirsek çok güzel bir fırsat olacaktır.

Kültür Mirası GezileriSKSSuraiya Faroqhi

Yıldız (*) işareti olan alanlar zorunludur