“Bakışın Sınırları ve Ötesi” temasıyla 11 Nisan 2026 tarihinde başlayarak her cumartesi zengin paletiyle edebiyat, sinema, tarih, tasavvuf, müzik, markalaşma, psikoloji, fizik ve felsefe gibi disiplinlere uğrayan İbn Haldun Akademi ’26 yolculuğu, 16 Mayıs Cumartesi günü Darüşşifa’da düzenlenen oturumlarla nihayete erdi. Akademi’ 26’nın son haftasında şiir, müzik ve tasavvuf alanlarında yoğunlaşıldı.
Yazar ve öğretim üyesi Doç. Dr. Vahdettin Işık, “Şairin Kastı: Feryad ü Figan Koparmak” başlıklı seminerinde İsmet Özel’in “Of Not Being A Jew” eseri üzerinden şiir analizi gerçekleştirdi. Eserde geçen ev, kalp, şehir, anne, yoldaş gibi imgeler ve taşıdıkları anlamlar üzerinde duruldu. Örneğin, şiirde şehir imgesi ile sahici olmayan bir anne arasında bağlantı kurulduğu ifade edildi. Şehrin, sahte bir annenin zehirli sütle çocuğu beslemesi gibi, insanları doyurmasına rağmen doyurdukça daha çok acıktırıyor ve gerçeklikten koparıyor olmasına vurgu yapıldı.
Işık’ın ardından Prof. Dr. Halil Berktay, “Tarihçilik Serüvenimde Büyülendiğim Anlar: Bir de Şiir Vardı…” başlıklı seminerinde şiirde uğrak noktalarını katılımcılarla paylaştı. Tarihçi ve şair arasındaki farklara değinen hocamız, anlatımını Shakespeare’in “Antony and Cleopatra” şiiri gibi eserlerle zenginleştirdi.
Berktay, şiir okumanın onun için ne ifade ettiğine dair “Şiir ne yaşla solar ne alışkanlıkla bayatlar. Şiir, insanın sonsuz çeşitliliğini canlı tutabilme ve terennüm edebilme büyüsüne sahiptir.” değerlendirmesinde bulundu. Şiir okumanın; dizelerin yapısı, dilin ritmi ve ahengiyle bir müzik dinletisini andırdığını dile getirdi.
Besteci ve piyanist Büşra Kayıkçı “Duvarların Ötesinde” başlıklı söyleşide müzik kariyerinden, ilham dünyasını etkileyen faktörlerden, disiplininden ve iş birliklerinden bahsetti.
Hayatta herkesten öğrenilecek çok şey olduğunu söyleyen Kayıkçı, birlikte çalıştığı sanatçılardan da çok şey öğrendiğini ifade etti. Kendi disiplinine sahip olduğundan, büyülü bir ilham beklemeden piyanosuyla çokça saat geçirdiğinden bahsetti. Bilincimize önceden sızmış ürünlerin de ilham olarak açığa çıkabileceği gibi bu hali beklemek yerine oturup çalışmak da gerektiğini dile getirdi.
Müziğinde yaşamın içinden çokça öğelere rastladığımız Kayıkçı, kendisine çocukluğundan beri ilham veren sesleri ve bu sesleri eserlerine nasıl yerleştirdiğini anlattı.
Kayıkçı, aldığı eleştirilerden ve zamanla eleştirilere karşı psikolojik olarak nasıl bir tavır izlediğinden de söz etti. Sevdiği işi yapmaktaki kararlılığının ona başarıyı getirdiğini ifade etti.
Doç. Dr. Necdet Yılmaz’ın moderatörlüğünde Prof. Dr. Necdet Tosun, Prof. Dr. Nurullah Koltaş ve Doç. Dr. Ahmet Murat Özel’in teşrif ettiği “Tasavvuf ve Dünyayı Güzelleştirmek” başlıklı panel oturumunda tasavvufun insanın hayatı üzerindeki etkisine odaklanıldı.
Tasavvuf, idrak seviyemizi artırmaya yarayan bir kalbî eğitim olarak tanımlandı. Tasavvuf terbiyesiyle insanın tefekkür seviyesinin geliştiği ve kalbinin incelik kazandığı dile getirildi. “Dünya ahiretin tarlasıdır.” inanışının, insanların ahiret hayatlarının güzel olmasına olan arzularıyla birleşerek bu dünyada iyi ve güzel işler yapma motivasyonuna dönüştüğü ifade edildi.
Oturumda mühtedilerin hidayete erdikten sonra izledikleri fıtrat yolculuğundan da bahsedildi. Başta tekkeler ve tekke kültürü olmak üzere, geleneklerimize yerleşen İslami pratiklerin ne kadar değerli bir fırsat olduğuna dikkat çekildi. İbadetlerin rutinleşmesinin de kendine özel bir hikmeti olduğu vurgulandı.
Asıl amacı benlik duvarını alçaltarak hakikate ve marifete ulaştırmak olan tasavvufun kelam ve felsefe ile kesişen yanlarına değinildi. Tasavvufun teorik sorularının bizi diğer ilim sahalarına yaklaştırdığı söylendi.
Oturumların sona ermesinin ardından İbn Haldun Akademi ’26 Kapanış Töreni gerçekleştirildi. Törende tema, vefa ve teşvik ödüllerinin sahiplerini bulmasıyla İbn Haldun Akademi ’26 serüveni tamamlanmış oldu.