18 Nisan Cumartesi günü hafta oturumları düzenlenen İbn Haldun Akademi ’26, alanında yetkin ve geniş perspektif sahibi konuşmacılar ve yoğun katılımla gerçekleşti.
Üniversitemiz öğretim üyeleri Prof. Dr. Halil Berktay ve Prof. Dr. Alev Erkilet’in seminerlerinin ardından seyyah Seymen Bozaslan’la söyleşi gerçekleştirildi. Gün sonunda ise Prof. Dr. Ahmet Sarı, Doç. Dr. Mehmet Ali Akyurt ve Dr. Öğr. Üyesi A. Enes Özel’in katılımlarıyla, üniversitemiz öğretim üyesi Dr. Emine Hoşoğlu Doğan’ın moderatörlüğünde panel gerçekleştirdi.
Prof. Dr. Halil Berktay, Orta Çağ tarihçiliğinde ilgisini çeken metotlar üzerinden tarihin nasıl güncel siyaset ideolojisine göre okunabildiğini örneklendirdi. Emperyalizm, kapitalizm, feodalite ve az gelişmişlik kavramlarına ağırlık veren konuşmacımız, Asya üretim tarzına değinirken bazı ülkelerin neden geri kalmış olabileceği sorusunu irdeledi. Hocamız, bilimin öz niteliğini bizlere tekrar hatırlatırken “Bilim hiçbir zaman üst üste doğruların yığılmasıyla geliştirilmiyor; hataların düzeltilmesiyle birikerek ilerliyor.” ifadesine yer verdi.
Prof. Dr. Alev Erkilet hocamız, “Bakışı ve Yorumu Bilgeleştirmek” seminerinin ikinci oturumunda bilgelik kavramı etrafında hakikat yolculuğu, bilginin hak edilmesi ve keşiften bahsetti. Konuşmasında İbn Haldun’un çok katmanlı metodolojisinden yola çıkarak İslami ilim ile dünyevi ilmi ayırmadan bilgiye ve bilgeliğe ulaşma yolculuğunun önemini vurguladı.
Seyyah Seymen Bozaslan, Evliya Çelebi’nin seyahat rotasını izlemiş ve bu yolculuğu fotoğraflamış değerli bir kültür insanı. Bozaslan, “Evliya Çelebi Fotoğraf Çekseydi Nasıl Olurdu?” başlıklı söyleşisinde, dünyayı ünlü seyyahın perspektifinden izlerken yerel halkla iletişim kurmanın, gezilen lokasyonlarda otantik deneyimler yaşamanın ve insanların hikayelerini dinlemenin güzelliğinden bahsetti.
Günün son oturumu olan “Edebiyat ve Sosyal/Beşeri Bilimler” panelinde ise Prof. Dr. Ahmet Sarı, edebiyat ile felsefenin ilişkisine ışık tutarak ilgisini çeken yazar ve filozoflara değindi. Franz Kafka ve Ahmet Hamdi Tanpınar’a olan ilgisini paylaşan konuşmacımız, Camus ve Sartre’ın hem edebiyat hem felsefe eserleri vermesi üzerinden anlatımını sürdürdü.
Doç. Dr. Mehmet Ali Akyurt, edebiyatı yoğunlaştırılmış bir hayat olarak betimledi; başka hayatlara edebiyat vesilesiyle kapsamlı bir bakış atıldığında yeni meraklar uyanacağından bahsetti. Edebiyatın akademisyenlere, metodolojik ve kavramsal yoğunluklardan ziyade, hayatın kendisinden olması dolayısıyla konu ve alan seçme meselesinde de bir faydası olduğunu hatırlattı.
Dr. Öğr. Üyesi A. Enes Özel, edebiyat ve hukuk başta olmak üzere diğer bilim dallarının ilişkisini vurguladı. Tıpkı diğer bilim dallarına bir şekilde dahil olup altyapı kazanmak gerektiği gibi edebiyata da bir yerinden dahil olup tutunmak gerektiğini belirtti. Edebiyatın heves ve merakla yürütülebileceğini vurguladı.
Günün her bir oturumu, soru-cevap ve hediye takdimleriyle son buldu.